Kent uzlaşısı davası: Ahmet Özer'e 6 yıl 3 ay hapis
23 Ocak 2026
Yerine kayyum atanan CHP'li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde kamuoyunda "Kent Uzlaşısı" olarak anılan dava kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Dava kapsamında uzun süre tutuklu bulunan ve geçen Kasım ayında tahliye edilen Ahmet Özer, "silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyordu.
Bugün görülen karar duruşmasına Ahmet Özer, avukatları ve çok sayıda partili katıldı.
Davanın geçen Aralık ayında görülen celsesinde savcılık esasa ilişkin mütalaasında Özer'in "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını istemişti.
Ahmet Özer: İddiaları tek tek çürüttük
Esasa ilişkin mütalaaya karşı savunma yapan Özer, hakkındaki suçlamaların dayanaksız olduğunu belirterek "Hatta mantıksız bir isnat sebebiyle yargılanmaktayım ve bu yargılamada artık karar aşamasına gelinmiştir. Ahmet Özer'den terörist çıkmaz, çıkartamazsınız. Aylarca özgürlüğümden yoksun bırakıldım; tek kişilik bir hücrede tutuldum" dedi.
Yıllarca devlet üniversitelerinde akademisyenlik yapmış, üst düzey kamu görevlerinde bulunan biri olarak seçmenlerin neredeyse yarısının oyunu alarak seçildiğini ifade eden Özer, iddianamede ve esas hakkındaki mütalaada yer alan iddiaları daha önce de tek tek çürüttüğünü belirtti.
Ardından avukatları Hüseyin Ersöz ve Seraf Özer beyanda bulundu. Daha sonra İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu da konuştu.
Özer'e hapis cezası kararı oybirliğiyle alındı
Mahkeme heyeti, duruşma sonunda suçun unsurlarının oluştuğu gerekçesiyle Özer'in üzerine atılı suçtan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Karar oy birliğiyle alındı.
Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, 30 Ekim 2024'te gözaltına alınmış, ardından tutuklanmıştı.
Bu dosya kapsamında verilen tahliye kararına rağmen Özer, Aziz İhsan Aktaş soruşturmasınedeniyle tutuklu bulunduğu için cezaevinden çıkamamıştı. Daha sonra Aziz İhsan Aktaş soruşturmasına ilişkin iddianamenin kabul edilmesiyle tensip zaptı düzenlenmiş, Özer bu dosyadan da tahliye edilerek özgürlüğüne kavuşmuştu.
Görevden alınan ve yerine kayyum atanan CHP'li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in, "silahlı terör örgütü üyesi olma" iddiasıyla yargılandığı "Kent Uzlaşısı" davasında 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum edilmesi, tepkilere yol açtı.
Ahmet Özer’in kızı ve aynı zamanda avukatı olan Seraf Özer, mahkeme heyetinin kararına "Ahmet Özer’den örgüt üyesi çıkaramazsınız. Bugün verilen karar aleyhe olabilir ama kamuoyu vicdanında bu dosya sınıfta kalmıştır" sözleriyle tepki gösterdi.
"Bir devlet vatandaşına bu kötülüğü yapar mı?"
"Bugün vicdan sınıfta kalmadı, öldü arkadaşlar" diyen ve "çok öfkeli" olduğuna vurgu yapan Seraf Özer, "Ben şimdi hepinize soruyorum. Hükümet cephesine de soruyorum. Her birinize soruyorum. Biz adaleti mahkeme salonlarında bulamayacaksak nerede hakkımızı, hukukumuzu savunacağız? Biz adalete nerede erişeceğiz? Biz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz?" diye konuştu.
Mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerine işaret eden avukat Özer, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çok öfkeliyim arkadaşlar. Ama emin olun bugün bir virgül koyduk. Mücadeleye devam edeceğiz. Ama şunu unutmayın ki içime öyle bir ateş, öyle bir öfke kattınız ki ben hayatım boyunca Kürt kimliğine yaptığınız bu saldırı karşısında hak, hukuk, adalet arayışını sürdürmeye daima devam edeceğim. Herkesin vicdanına şu soruyu soruyorum: Ahmet Özer, Esenyurt’un seçilmiş belediye başkanı olmasaydı bugün biz burada olur muyduk? Böyle bir karar çıkar mıydı? Biz ne ile mücadele ediyoruz? Eğer biz hak, hukuk, adalet mücadelesinde haksızca, hukuksuzca, trajikomik kararlarla karşılaşacaksak biz niye bu mahkeme salonlarına giriyoruz? Ben bu cübbeyi niye giyiyorum? Biz savunmayı niçin yapıyoruz? O zaman yargı sistemi niye var? Bu kötülüğü bize yapmıyorsunuz; kutuplaştırarak, ayrıştırarak ülkemize yapıyorsunuz. Ülkemizin demokrasisine yapıyorsunuz. Sonra da sokakta insanların birbirine sarılmasını, güven içinde kardeşçe yaşamasını istiyorsunuz. Bir devlet vatandaşına bu kötülüğü yapar mı?"
"Yeter!... Benim babam masumdur"
"Kira parasından terör örgütü üyesi çıkaramazsınız. Salça satan öğrenciden terör örgütü üyesi çıkaramazsınız. Yeter arkadaşlar, yeter" diyen Ahmet Özer'in kızı, "Benim babam masumdur. Ahmet Özer bu ülkenin bir değeridir, bir pırlantadır" dedi.
"Eğer Ahmet Özer'e 'terör örgütü üyesi' diyebiliyorlarsa bugün, hepimize her an istedikleri her şeyi diyebilirler" sözleriyle tepkisini dile getiren avukat Özer, "Bizim pusulamız hukuk. Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır. Dilsiz şeytan olmayın. Bugün Ahmet Özer bu bedeli bizler için ödüyor. Hepiniz için ödüyor. Yeter artık" diye konuştu.
Ahmet Özer'in avukat kızı, ayrıca şunları kaydetti:
"Siz bugün verdiğiniz bu kararla ne diyorsunuz biliyor musunuz insanlara? Diyorsunuz ki: 'Sen hele ki Kürtsen, kimliğine sahip çıkan bir Kürtsen ve benim istemediğim bir makama seçilerek gelirsen, ben yargı eliyle seni o makamdan alırım ve sana her türlü iftirayı atarım.' Bunun başka bir izahı yoktur. Çok büyük bir hayal kırıklığıyla buradan ayrılıyorum. Çok öfkeliyim. Ve ant içiyorum ki hayatım boyunca benim yaşadığımı başka bir kız çocuğu yaşamasın diye mücadele edeceğim. Bu burada bitmedi arkadaşlar. Bizim pusulamız hukuk."
"Suçluluğunu ispat edecek tek bir delil yok"
Ahmet Özer'in avukatı Hüseyin Ersöz de İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin mahkumiyet kararını "Benim vicdanım bu kararı kabul etmiyor" sözleriyle değerlendirdi.
Hüseyin Ersöz, "Ben Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde girmiş olduğum hiçbir davada bu kadar lehe deliller varken ve bir kişi hakkında suçluluğunu ispat edecek tek bir delil dahi dosyanın içerisine girmemişken bir mahkumiyet kararı verildiğine ilk kez şahit oluyorum. Bu, yargılama sürecinin hukukilikten uzak, siyasi bir yargılama süreci olduğunu da bizlere göstermektedir" diye konuştu.
Mahkeme heyetinin vermiş olduğu kararın kamu vicdanını yaraladığını ve örselediğini aktaran Ersöz, "Bütün yurttaşların hukuk güvenliği yönünde soru işaretlerini beraberinde getiren bir karar olmuştur. Hiçbir vicdanlı hukukçunun bu kararı kabul edebileceğini, bunu sineye çekebileceğini düşünmüyorum" dedi.
"Bugün, burada, bu duruşma salonunda hukuk yoktu. Hukuk teamülleri askıya alındı. Ceza yargılamasının tüm esasları, tüm usul kuralları, Ceza Kanunu’ndan doğan bütün güvenceler askıya alındı ve biz bugün burada olumsuz bir kararla karşı karşıya kaldık" sözlerini kaydeden Hüseyin Ersöz, mücadelelerinin sürdüreceklerini, hukuka olan inançlarını da kaybetmeyeceklerini vurguladı.
CHP: Akıl tutulması
CHP'den de karara tepkiler geldi. CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, mahkumiyet kararını "akıl tutulması" olarak nitelendirdi.
Gökçen açıklamasında "Ahmet Özer yalnızca bir belediye başkanı değil, ülkemizde köklü sorunların çözümü için uğraşan bir akademisyendir. Ne zaman ki siyasete girip Esenyurt’ta yerel siyasetin toplumsal barışa da büyük bir katkı verebileceğini kanıtlamış, o zaman bu iktidarın gözünde tehdide dönüşmüştür" görüşüne yer verdi.
"Ne kadar zorlarsanız zorlayın, kendisiyle 'terör örgütü üyeliği' yan yana gelmez. Getirmeye çalışan da aklı başında kimseyi ikna edemez" diyen Gökçe Gökçen, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
"Kimse ortada bir yargılama var gibi konuşmasın, kimse kimseyi kandırmasın. Kent uzlaşısı diye bir suç da olmaz, yurttaşlarımızın seçimlerde eşit bir şekilde temsili için çalışmak dava konusu bile olamaz."
"Demokratik siyaset kriminalize ediliyor"
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci ise Ahmet Özer hakkındaki mahkumiyet kararının "demokratik temsil alanında faaliyet yürüten bir akademisyenin cezalandırılması olduğunu" kaydetti.
"Terörsüz Türkiye" adıyla kamuoyuna sunulan bir süreç yürütülürken, Ahmet Özer’e soyut ve çok büyük ölçüde beyanlara dayalı isnatlarla ceza verilmesini "iktidarın barış ve çözüm iddiasının inandırıcılığını bir kez daha ciddi biçimde zedelediğini aktaran Çiftçi, "Siyasal temasların, temsillerin ve görüşmelerin suç delili gibi değerlendirilmesi, demokratik siyasetin kriminalize edilmesi anlamına gelir. Aynı dönemde devletin en üst makamlarında yürütülen temasların meşru kabul edildiği bir ortamda, Ahmet Başkanımızın benzer temaslar nedeniyle cezalandırılması hukuk devletinin eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır" dedi.
DW,ANKA/BÜ,DA,HS,TY