’Korku kralı’ 60’ı devirdi
21 Eylül 2007
19 Haziran 1999’da geçirdiği trafik kazası, korku ve gerilim edebiyatının üstadı, yazar Stephen King’in yaşamındaki önemli dönüm noktalarından biri oldu. Yerel bir gazetenin yanlış haberi nedeniyle ölü ilan edildi, ancak ağır yaralı King hastanede geçirdiği üç haftanın ardından yazı masasına geri döndü.
Kazanın birinci yıl dönümünde King kendisine çarpan otomobili satın alıp kendi elleriyle parçaladı ve bir daha trafiğe çıkamaması için hurdaya gönderdi. King’e çarpan otomobilin şoförü Bryan Smith’in ise kazadan bir yıl sonra, tam da King’in doğum günü 21 Eylül’de ölmesi hayranları arasında mistik söylentilere yol açtı.
Korku: Duygusal kontrol yitimi
Kendisini fazla ciddiye almadığını, bundan da keyif duyduğunu söyleyen King servetini kabuslar üzerine kurdu. Amerikalı yazar niçin korku ve gerilim türünde kitaplar yazmayı seçtiğini şöyle anlatıyor: “Bu muhtemelen içten gelen bir dürtü. Duyguların kontrolünün çok önemli olduğu bir ailede yetiştim. Korku benim için, herkesin içinde taşıdığı, beni çeken bir yön. Bu korku içinde duygusal kontrolümü kaybetmeyi seviyorum.“
King üniversite öğrenimini 1970 yılında tamamlayarak İngilizce öğretmeni oldu. İş bulamadı, kısa hikayelerle yaşamını idame ettirmeye çalıştı. Yazar olarak kazandığı para ailenin geçimini karşılamaya yetmeyince benzin istasyonunda ve çamaşırhanede ütücü olarak ek işler yaptı. Eşi ve üç çocuğuyla kiralık bir karavanda yaşadı, her boş dakikasında yazmayı sürdürdü.
Çöp kutusundan çıkan roman
Stephen King, yıldızını parlatan 1974’te yayımlanan ilk roman Carrie’nin bir tesadüf sonucu ortaya çıktığını söylüyor: “Aslında kısa bir hikaye yazmayı öngörmüştüm. 200 dolar kazandıracak bir kısa hikaye… Ama hikayenin uzayacağını hemen farkettim ve çöpe attım. Eşim çöp sepetinde görüp okumuş ve ‘Bunu yazmaya devam et, gerçekten çok iyi ve yazdığın kısa hikayelerden daha fazla para getirebilir’ dedi. Haklıydı da!”
1976’da yönetmen Brian de Palma tarafından sinemaya uyarlanan Carrie ile birlikte Stephen King’in eşsiz başarı hikayesi de başlamış oldu. Romanın telif hakları King’e 400 bin dolar kazandırdı. Aradan geçen zamanda King 40’ı aşkın esere daha imza attı. Arada farklı alanlarda yazdığı da oldu; yine sinemaya da uyarlanan, toplumsal eleştirilerin ön plana çıktığı The Green Mile/Yeşil Yol kitabı gibi.
Dünyanın en üretken yazarlarından biri olarak kabul edilen King yılda üç kitap yazabiliyor. Bunun yanında makaleler, senaryolar, köşe yazıları, hatta yönetmenlik ve müzik de King’in yaşamının parçası. King yaşlandığında da bu tempoyu düşürecek gibi görünmüyor. Nedenini ise şöyle açıklıyor: “Bir yıl kadar bir süre sadece sıradan şeyler yazdığım dönemler de oldu. Ama bir hafta ya da bir hafta sonu yazmazsam o zaman içimde bir ses, işe geri dönmem için beni dürtüklemeye başlıyor . Bu sesin ardındaki itici güç şu olsa gerek: Yeteneğini kullanmazsan kaybedersin!”