Malatya cinayeti davasında ilk duruşma
23 Kasım 2007
Malatya’da biri Alman ikisi Hristiyanlığı sonradan seçmiş Türkün öldürüldüğü davanın bugün yapılan ilk duruşması için Malatya Adliyesi çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Duruşmaya yaşları 19 ile 20 arasında olan 5 sanık ile tutuksuz yargılanan 2 kişi ve sanık avukatları katıldı.
ABD ve AB yetkilileri izledi
Savcılık iddianamesinde cinayetlerin, yayınevinin Hristiyanlık misyonerliği yaptığı ve ABD ile İsrail’in Türkiye ve Müslümanlık karşıtı komplo düzenlediği düşüncesi ile işlendiği görüşüne yer verdi.
Duruşmada ABD'nin Ankara Büyükelçiliği Siyasi İşler Sorumlusu Jeffrey Collins, AB Türkiye Büro Sorumlusu AB Delegasyonu ve AB Rapor Sorumlusu Sema Kılıçer, öldürülen Alman Tilman Geske'nin eşi Susanne Geske, Necati Aydın'ın eşi Şemse Aydın, Uğur Yüksel'in babası İbrahim Yüksel, ve tanıklar da hazır bulundular.
Yaklaşık 4,5 saat süren duruşmada sanıklar için ''silahlı terör örgütü kurmak, örgüt yöneticisi olmak, terör örgütü faaliyeti çerçevesinde birden fazla adam öldürmek ve iş yeri dokunmazlığını bozmak, örgüt üyesi olmak ve kasten adam öldürmek'' suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.
Önderoğlu: “Alışık olmadığımız bir suçlama”
Davayı Malatya’da izeyen gazeteci Erol Önderoğlu: „Savcılık iddianamesinde aslında bizim şu zamana kadar alışık olmadığımız cesarette bir suçlama var. O da şu, ideolojik amaçlarla insanların öldürüldüğü, TCK’nın 314’cü maddesinden yargılanmasını istiyor savcılık. Buradan ölenlerin yakınlarının avukatlarının talebine geçmek istiyorum. Onlar ise savcılığın iddia ettiğinden çok ötesinde bir suç işlediğini, soykırım suçunun işlendiğini iddia ettiler ve sanıkların TCK’nın 76’cı madesinden hareketle TCK’na getirilen bir maddeden yargılanmasını istediler. “
Sanıklar ve avukatları, zaman darlığı nedeniyle dosyaları inceleyemediklerini, ifade vermek ve savunma yapmak için hazır olmadıklarını belirttiler. Mahkeme heyeti, istenilen evrakın tamamlanması ile sanık ve avukatların hazırlanmasına fırsat verilmesi için duruşmayı 14 Ocak 2008 tarihine erteledi.
”Hristiyanlık tehdidi”
Malatya’daki dava Avrupa’da da yakından izleniyor. Öncesinde de Karadeniz’de Katolik rahip Santoro ve Ermeni gazeteci Hrant Dink’in öldürülmeleri dikkatleri Ankara’ya çevirmişti. Bu olayların Türkiye’de son yıllarda güçlenen „tek bayrak, tek devlet, tek ulus“ mantığı ile Hristiyanların tehdit oluşturduğu yönündeki iddialar sonucu yaşandığı izlenimi hakim. Sayıları sadece 100 bin olan Hristiyanların 74 milyonluk ülkede tehdit oluşturduğu savı ise Avrupa ve Türkiye’de yaşayan Hristiyanlar arasında edişe yaratıyor. Türkiye’deki Protestan Kiliseleri’nin Başkanı Bedri Peker, gergin atmosferden Türk devletini, medyayı ve siyasi partileri sorumlu tutuyor.
Misyonerlik faaliyeti iddiaları
Türkiye’de Hristiyanlara yönelik saldırılarda „misyonerlik faaliyeti“ idiaları etkili oluyor. Oysa Türk Ceza Yasasının 115’inci maddesi, siyasi görüşü ile dini inancını yaymaya çalışanların engellenmesi ya da dinini değiştirmek isteyen birine karşı çıkılmasını cezai müeyyide kapsamına alıyor. Günlük hayata ise durum daha farklı. Özellikle Hristiyanlık propagandası yaptığı iddia edilen kişiler ölümle tehdit ediliyor, saldırılara uğruyor.