1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Mutlak butlan kararı ekonomiyi nasıl etkileyecek?

22 Mayıs 2026

CHP'ye yönelik mutlak butlan kararı sonrasında piyasalardaki sert dalgalanma, yerini şimdilik toparlanmaya bıraktı. Ancak DW Türkçe'ye konuşan uzmanlara göre, orta ve uzun vadede ekonomideki kötü gidişat hızlanacak.

Arkadaki ekranda kırmızı ışıklı sayılar, 100 TL'lik banknotlar tutan bir el
Mutlak butlan kararının orta ve uzun vadede Türkiye ekonomisi üzerinde olumsuz etkileri olabileceği tahmin ediliyorFotoğraf: Getty Images/AFP/Y. Akgul

Türkiye'de ana muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) yönetimine yönelik olarak yargı eliyle verilen mutlak butlan kararı sonrasında, gözler ekonomi ve piyasalardaki gelişmelere çevrildi. Dün açıklanan karar sonrasında borsada sert düşüş olurken, bugün ise yaşanan kayıplar yerini toparlanmaya bıraktı. Kamu bankalarından yapılan döviz satışları ile dolar kuru kontrol altında tutulurken, 9 günlük bayram tatiline girilecek olması nedeniyle de piyasalardaki dalgalanma sınırlı kaldı.

DW Türkçe'ye konuşan ekonomistlere göre, CHP yönetiminin tamamen değişmesine neden olacak mutlak butlan kararının ekonomiye olan etkileri, orta ve uzun vadede ortaya çıkacak. Uzmanlara göre, artık olası seçim dönemine kadar enflasyonla mücadele programı fiilen sona ererken, geniş halk kitleleri açısından daha zorlu bir ekonomik ortam yaşanacak.

Dün sert düştü, bugün toparlandı

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından 21 Mayıs Perşembe akşamı saat 17.00 sularında açıklanan karar ile CHP'nin Kasım 2023'teki 38'inci Olağan Kurultayı'nın iptaline ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki parti organlarının görevlerine iade edilmesine hükmedilmişti.

Kararın duyulması sonrasında Borsa İstanbul'da sert satışlar görülürken, BİST 100 Endeksi günü yüzde 6,05 düşüşle kapattı. Bankacılık endeksindeki düşüş ise yüzde 8,5'i aştı. Döviz kurlarında kayda değer bir yükseliş yaşanmasa da Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) yüzde 5'e yakın artarak 250 baz puanın üzerini gördü. Tam bu sıralarda uluslararası haber ajansı Bloomberg ise, mutlak butlan kararı sonrasında kamu bankalarının ABD Doları kurundaki yükselişi önlemek amacıyla döviz piyasasına 6 milyar dolarlık satış yaptığını abonelerine geçti.

Kararın ertesi günü olan 22 Mayıs Cuma günü ise yüzde 1,5 kayıpla açılan BİST-100 Endeksi, kayıplarını bir miktar geri alarak, TSİ 15.30 itibariyle yüzde 4 artışa geçti. Dün yüzde 8'in üzerinde değer kaybeden Bankacılık Endeksi de bugün yüzde 1'in üzerinde yükseliş gösterdi.

Mutlak butlan kararı sonrasında borsada sert düşüş yaşandıFotoğraf: picture alliance/AA/Y.Aras

Peki bundan sonraki süreçte, mutlak butlan kararının ekonomiye yansımaları nasıl olacak?

"Piyasadaki gerilim kısmen azaldı"

DW Türkçe'ye konuşan uluslararası finansal danışmanlık şirketi STRFS (Stratejistanbul Financial Solutions) Baş Stratejisti Dr. Atahan Çelebi'ye göre, Kılıçdaroğlu'nun kendisine mahkeme eliyle verilmiş görevleri gerçekleştirme konusunda etkisiz kalabileceği yönündeki hakim görüş nedeniyle, piyasadaki gerilim kısmen azaldı.

Diğer yandan kısa vadede BİST 100 endeksinde 11.750 puan çevresine kadar ihtiyatlı kalınması gerektiğini vurgulayan Dr. Çelebi, "Önünüzdeki bir-iki ayda CHP ve onun seçilmiş yöneticileri üzerindeki baskının daha da artması güçlenen bir olasılık haline gelecektir. Bu nedenle piyasalarda güçlü yükselişlerin de kalıcılık taşımayacağı bir döneme girdiğimizi düşünüyorum" diyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) kur üzerindeki doğrudan müdahalelerinin devam ettiğini de işaret eden Atahan Çelebi, "Gerek petrol fiyatı kökenli baskılar gerekse dozu giderek artan dış ticaret dengesizlikleri brüt ve net döviz rezervini zayıflatarak TCMB'nin kur müdahalelerine yönelik doğrudan stratejisini terk etmeye zorlayacak bir döngüye doğru yaklaşıyor. Bunun bir sinyali olarak önümüzdeki dönemde TCMB'yi vadeli işlem piyasalarında daha sık görebilir, uluslararası piyasalarda TL faizinin dalga marjının arttığını gözlemleyebiliriz" değerlendirmesinde bulunuyor.

Finansal İstikrar Komitesi: Şoklara dirençliyiz

Mutlak butlan kararının kamuoyuna yansıması sonrasında Finansal İstikrar Komitesi (FİK), Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında toplandı. Toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamada, yurtiçi ve yurtdışı gelişmelerin finansal piyasalara muhtemel etkileri ve alınabilecek tedbirlerin ele alındığı belirtilerek, şu görüşlere yer verildi:

"Komite, Türkiye ekonomisinin sağlıklı politika çerçevesi ve güçlü sermaye tamponları sayesinde şoklara karşı önemli ölçüde dirençli olduğunu değerlendirmiştir. Makrofinansal istikrarın korunması, dezenflasyon sürecinin kesintisiz devamı ve finansal sistemin sağlıklı işleyişi için gerekli tüm adımların tam bir eşgüdüm içinde atılmasını kararlaştırmıştır. Komite, tüm gelişmeleri anlık ve yakından izlemeye devam edecektir."

"Ekonomiye etkisinde toplumsal tepki belirleyici olur"

Bayram tatili döneminde hem piyasalar hem de siyasette yüksek tansiyonun düşeceğine dair beklentiler olsa da tatil sonrasında yaşanabilecek yeni gelişmelerin ekonomide yeni sıkıntılar yaratacağı görüşü dile getiriliyor.

DW Türkçe'ye konuşan Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamil Yılmaz'a göre, Erdoğan rejiminin ve ekonomi yönetiminin mevcut siyasal krizin ekonomideki yansımalarını kontrol altına alıp alamayacağını "toplumsal muhalefet" belirleyecek.

Bu süreçte toplumdan mutlak butlan kararı ve siyaset dizaynı üzerine büyük bir tepki gelmesi halinde kurlar, faizler ve enflasyon üzerinde kontrol sağlamanın zorlaşacağını ifade eden Prof. Yılmaz, "Dolayısıyla mutlak butlanın ekonomik etkisi bir ölçüde toplumsal düzeydeki tepkiye bağlı. Ama toplumsal düzeyde tepkiyi kontrol altına alırlarsa, o zaman da ekonomi üzerinde çok ciddi bir kayıp olmayacak diye düşünebilirsiniz. Ancak bir süre sonra bu sefer Mansur Yavaş'a ilişkin bir hamle gelirse, yine bir krizli süreç yaşanacak" diye konuşuyor.

Türkiye'nin giderek demokratik seçimlerin olduğu bir sistemden uzağa düştüğüne işaret eden Kamil Yılmaz, şu görüşleri dile getiriyor:

"Atılan adımlar gösteriyor ki, biz ancak AK Parti'nin kazanabileceği bir seçime girebiliriz bundan sonra. Bu mutlak butlan kararı da bunu gösteriyor. AK Parti 25 yıllık iktidarında Türkiye demokrasisini bitirmek üzere oynuyor. O yüzden bu mutlak butlan krizinin ekonomik etkileri de hükümet için ikincil önemde. Ekonomideki sıkıntıları nasılsa zamanı gelince düzeltiriz diye düşünüyorlar. Her şeyi göze almışlar gibi gözüküyor."

Şimşek ve Karahan ikna turundaydı

Mutlak butlanın açıklandığı gün, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile TCMB Başkanı Fatih Karahan'ın Londra'da uluslararası yatırımcılarla toplantı halinde olması da dünden beri tartışılan konulardan biri oldu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, mutlak butlan kararı çıktığı gün Londra'da uluslararası yatırımcılarla toplantı yapıyordu Fotoğraf: Murad Sezer/REUTERS

Muhalefet kanadında, Şimşek ve Karahan'ın Türkiye ekonomisine ilişkin olumlu mesajlar vererek uluslararası sermayeyi ülkeye çekmeye dönük temasları ile CHP'ye dönük "hukuksuz" kararların çeliştiği eleştirileri yapıldı. 

Peki, mutlak butlan kararı uluslararası yatırımcının Türkiye'ye bakışını nasıl etkileyecek?

"Yabancı yatırımcının önceliği muhalefetin kaderi değil"

Dr. Atahan Çelebi bu soruya, "Yabancı sermaye açısından demokratik işleyişteki bozulmalar kısa vadede güçlü bir etki yaratmayacaktır" yanıtını veriyor. 

TCMB'nin kur baskısını sürdürdükçe, carry trade ve diğer portföy yatırımlarının küresel dalgalanmalara paralel olarak Türkiye'ye giriş-çıkışı sürdüreceğini dile getiren Çelebi, şunları söylüyor:

"Yabancı sermayenin serbest hareketini ve riskliliğini etkileyebilecek para ve sermaye piyasası açığa satış yasağı veya yurtdışı TL faiz dalgalanmaları gibi adımlar, yabancı yatırımcı açısından ana muhalefetin kaderinden daha önemli hususlar olarak görünüyor."

"Karanlık bir döneme doğru yol alıyoruz"

Siyasette yaşanan bu yeni gelişmeler sonrasında, hükümetin Haziran ayında üçüncü yılına girecek Enflasyonla Mücadele Programı'nın fiilen sona erdiğine dair görüşler de güçleniyor.

DW Türkçe'ye konuşan Altınbaş Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu'na göre, AKP iktidarının önümüzdeki seçime ekonomide "pembe tablo" çizerek girmesi artık mümkün değil.

"Dezenflasyon programının devamının olanağı kalmadı" yorumunu yapan Prof. Kozanoğlu, bu nedenle Erdoğan hükümetinin kur kaynaklı enflasyon artışlarına karşı tekrar döviz rezervlerine yükleneceğini belirtiyor. Kozanoğlu, şunları söylüyor:

"Bu da bizi zaman içerisinde kredi faizlerinin yüksek olması, yatırımların düşmesi, üretimin düşmesi, bireysel borçların iyice patlaması gibi sonuçlara götürecek. Akut bir kriz olmasa da ekonominin zaten 3 yıldır gözlemlediğimiz gibi yavaş yavaş kötüye gitmesi sürecinin biraz daha hızlandığı, ortalama insanın yaşamdan şikayetlerinin daha da yoğunlaştığı karanlık bir döneme doğru yol alıyoruz."

 

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği