İsrail seçimi: Netanyahu gitse de Batı Şeria'da değişim sınırlı olacak
26 Ekim 2026
İsrail'de yarın yapılacak seçimler Başbakan Benyamin Netanyahu'nun onlarca yıl süren siyasi kariyerinin sonunu getirebilir. Ancak onun, Yahudi yerleşimlerin aşırı oranda artması, on binlerce Filistinlinin yerinden edilmesi ve silahlı, şiddet yanlısı aşırıcıların güçlendirilmesi gibi Batı Şeria'daki mirası muhtemelen kalıcı olacak.
İsrail halkı Netanyahu'nun liderliği konusunda derin bir biçimde bölünmüş olsa da büyük çoğunluğu yerleşimlerin genişlemesini destekliyor ve Filistin devletine karşı çıkıyor.
Yerleşimci şiddetini dizginleyeceğini ve en tartışmalı karakolları kaldıracağını taahhüt eden muhalefet, diğer yandan uluslararası arenada çatışmanın çözümü için tek gerçekçi yol olarak görülen iki devlet fikrine büyük ölçüde karşı.
Uluslararası Kriz Grubu'ndan kıdemli İsrail analisti Mairav Zonszein, "Hiçbir yanılsamaya yer olmamalı. Yeni bir hükümet, en iyi ihtimalle işgal altındaki topraklarda son dört yılda her alanda gördüğümüz son derece vahşi ivmelenmeyi yavaşlatabilir" ifadelerini kullandı.
Ordu yerleşimci şiddetine göz yumuyor
Benyamin Netanyahu'nun, İsrail tarihinin en uzun yönetimi olan yaklaşık 17 yıllık kesintisiz iktidarının en çarpıcı miraslarından biri, silahlı yerleşimcilerin Filistin topluluklarına baskın düzenlemeye, Filistin halkını evlerinden kovmaya ve giderek daha geniş arazilere el koymaya başlamış olması. Hamas'ın 7 Ekim 2023 saldırısı bu süreci hızlandırmış durumda.
Netanyahu hükümeti yerleşimcilere binlerce ateşli silah dağıttı. Bazı aşırıcı yerleşimciler kendini adeta bölgenin "şerifi" olarak görüyor. Filistinliler bu kişiler tarafından gözaltına alınıyor, tehdit olarak görülenler öldürülüyor ve aileleri evlerinden sürülüyor.
Filistinli Tubasi ailesi, Batı Şeria'nın Yalud köyündeki evlerini, 19 gün boyunca kuşatma altında kaldıktan sonra Temmuz ayında terk etmek zorunda kaldı. Su ve elektrikleri yerleşimciler yarafından kesilen aileye, gitmemeleri hâlinde "barbekü yapılacakları" tehdidinde bulunuldu.
Ordunun, söz konusu aileyi yeniden evine yerleştirmesine hükmeden mahkeme kararı ise askerler tarafından bugüne dek uygulanmış değil.
Batı Şeria'nın beşte biri yerleşimcilerin kontrolünde
Netanyahu döneminde Batı Şeria'da, özellikle Filistinli çobanların on yıllardır sürülerini beslediği bölgelere 250'den fazla geçici kamp kuruldu.
İsrailli araştırmacı Dror Etkes'e göre, bir nevi karakol görevi üstlenen bu kamplar, yerleşimcilerin Batı Şeria'nın yaklaşık beşte birini fiilen kontrol etmesine zemin hazırladı. 2023'ten bu yana en az 127 Filistinli çoban topluluğunun topraklarını terk etmek zorunda kaldığı belgelendi. Bu göçler, Batı Şeria'nın Ürdün sınırına uzanan neredeyse tüm doğu kesimini Filistinlilerden arındırdı.
Muhalefet şiddet yanlısı yerleşimcilerin peşine düşme ve İsrail hukukuna göre yasa dışı olan bu karakolları yıkma vaadinde bulunuyor. Ancak hükümetin yasallaştırdığı 100'den fazla yeni yerleşim birimi ile onlarca yıldır var olan ve artık tam gelişmiş banliyölere dönüşmüş yerleşimlere muhalefet de dokunmayacak.
"Bu hikâye bitti. Yerleşimler boşaltılmayacak" diyen Etkes, "Şu an tam anlamıyla ve her zamankinden daha pervasız bir apartheid rejimi söz konusu" ifadesini kullanıyor.
Uluslararası Af Örgütü ve diğer büyük insan hakları kuruluşları, İsrail'i 7 Ekim saldırısından önce de apartheid uygulamakla suçluyordu. İsrail ise bu nitelendirmeyi reddediyor.
Muhalefet "mütevazı" bir değişim vaat ediyor
Anketlere göre Netanyahu'nun yerine geçmesi beklenen General Gadi Eisenkot, siyasi yelpazenin ortasında konumlanıyor. Eisenkot Filistin devletini desteklemiyor; ancak 1990'larda imzalanan anlaşmalar çerçevesinde Filistin Yönetimi'nin idare ettiği Batı Şeria'nın yüzde 40'ında sınırlı bir öz yönetime sıcak bakıyor.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi analisti Beth Oppenheim, muhalefetin sağın yeni güvenlik stratejisine "inandırıcı bir alternatif üretmekte zorlandığını" söylüyor. Mairav Zonszein ise Eisenkot'un "Batı Şeria'daki sürtüşmeyi azaltmak ve Avrupalı ülkelerin yaptırım baskısını hafifletmek istediğini, ancak azami etki için asgari düzeyde adım atacağı" öngörüsünde bulunuyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Netanyahu'yu açıkça desteklediği ve politikalarının arkasında durduğu göz önüne alındığında da, İsrail'in Washington'dan kayda değer bir baskıyla karşılaşması beklenmiyor.
AP / ET,MUK