1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Ortadoğu konferansının başarı şansı

Peter Philipp3 Ağustos 2007

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice sonbaharda yapılması planlanan Ortadoğu konferansı için temaslarda bulunuyor. DW editörü Peter Philipp, konferansın başarısının hangi faktörlere bağlı olduğunu değerlendirdi.

Peter Philipp
Fotoğraf: DW

"ABD Başkanı George Bush kısa bir süre önce Sonbahar’da ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice Başkanlığı’nda bir Ortadoğu Konferansı düzenlemeyi planladıklarını duyurdu. Bush açıklaması yaptı ve plan da işledi. Dışişleri Bakanı Rice konferansın detaylarını konuşmak üzere Ortadoğu ülkelerinde görüşmeler yürüttü. Mısır, Suudi Arabistan, İsrail ve Filistin’de yetkililerle yaptığı temaslarda aslında en önemli konu ABD’nin müttefiklerine silah satışı değildi. Ama bu haber olayın baş kahramanlarının Ortadoğu Konferansı projesine onayını almak için doğru zamanda açıklandı.

Bu prensipte başarılı olmuş görünüyor. Rice’ın görüştüğü hiçbir ülke barış konferansı planına karşı koymadı. Şu ana kadar konferansa hiçkimse davet edilmemiş, bir davetliler listesi hazırlanmamış olmasına rağmen Suudi Arabistan konferansa katılmaya hazır olduğunu söylerken, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat da konferansa sıcak baktığını belirtti. Ancak Beşar Esad Suudiler gibi bazı konularda kısıtlamalar getirmeyi de ihmal etmedi. Suriye konferansın sadece liderlerin fotoğraf çekeceği bir toplantı olmasının ötesine geçmesi gerektiğini, konferansın amacının somut biçimde belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Bu Suriye için İsrail’in işgal ettiği Golan tepelerinin iadesi anlamına geliyor. Suudiler de aynı şekilde İsrail işgalinin sona ermesi, Kudüs’ün statüsünün belirlenmesi, Filistinli mülteciler ya da İsrail yerleşim birimlerinin geleceği gibi önemli bazı konularda görüş birliği sağlanması gerektiğinin altını çizdiler. Riyad bunlar olmadan İsrail’le aynı görüşme masasına oturmayı istemiyor.

Kudüs’se Riyad’ın taleplerinin tam tersini istiyor. Suudiler’le mümkün olduğunca çok sayıda Arap ülkesinin bu konferansa katılmasını ama konferansta hiçbir bağlayacı karar alınmamasını... Yani İsrail taviz vermek istemiyor.

İsrail’le Filistinliler arasında Oslo Anlaşması’nın imzalanmasından bu yana geçen 14 yıl içinde Ortadoğu sorunun çözümü konusunda o kadar çok zaman kaybedildi ve fırsatlar kaçırıldı ki, çözümlenmesi gereken önemli sorunlar artık ertelenemez hale geldi. Kudüs bunu anlamış görünüyor. İşte bu nedenle de hoşnutsuz biçimde en azından Filistin lideri Mahmud Abbas’la bazı konularda uzlaşılabileğini açıklıyor.

Ancak Abbas’ın da bu konferansa katılabilmesi için bazı adımlar atması, konferanstan zarar görmeden Ramallah’a dönebilmesi için de başarılı olması gerekiyor. Bunu ona sağlayabilecek tek ülke ise İsrail. İsrail’deki çevrelerde Abbas’ın bütün Filistinliler adına konuşamayacağı argümanının dile getirilmesi, onun açısından durumu pek parlak kılmıyor. Evet, Mahmud Abbas bütün Filistin halkı adına konuşamaz. Ancak bütün Filistinliler’i temsil eden meşru bir temsilci. Hem ABD, hem de İsrail uzun süre Mahmud Abbas’tan daha iyi bir müzakere partneri bulamayacağını da bilmeli."

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği