Dev ahtapotlar eşleşme sırasında aralarına mesafe koyuyorlar. Çünkü erkek ahtapot için cinsel ilişki hayatına mal olabiliyor. Tek istisna ise Pasifik Okyanusu'nda...
Fotoğraf: Roy Caldwell
Reklam
Ahtapot aslında sosyal ilişkileri güçlü olmayan hayvanlardan sayılıyor. Hayvan bilimciler, bunları kendilerine has tavırları olan ve pek sevecen olmayan hayvanlar olarak tanımlıyorlar. Normal olarak yalnız yaşamayı yeğleyen ahtapotlar büyük bir olasılıkla sadece türlerinin devamını garantiye alabilmek için birbirlerine yaklaşıyorlar.
Ahtapotların eşleşmesi de oldukça maceralı, özellikle de erkek hayvanlar açısından. Zira dişi ahtapota göre daha küçük olan erkek hayvan, dişi tarafından icabında tam zamanında önüne gelmiş bir yem olarak algılanabiliyor.
Erkek ahtapotun işi zor
Ayrıca erkek ahtapotların çiftleşmedeki işi de oldukça zor. Birçok deniz hayvanında olduğu gibi sadece spermlerini bırakması yetmiyor. Erkek ahtapot kaşık şeklindeki özel bir kol yardımıyla spermini dişinin dış yüzeydeki bir boşluğuna bırakıyor. Bu işlem esnasında erkek ahtapot bazen kollarının karışması sonucu boğuluyor ve dişi, erkek ahtapotu yiyor.
Almanya’nın Rostock kentindeki Kuzey Denizi balıkçılığı ile ilgilenen Thünen Enstitüsü’nden Daniel Oesterwind, “Ahtapotlar arasında çiftleşme ritüeli yoktur. Çiftleşme çok hızlı bir biçimde, iki çift birbirini bulduğu anda gerçekleşir” diye konuşuyor ve ekliyor: “Çiftleşme sırasında erkek ahtapot, dişi ile arasına mümkün olduğunca büyük bir mesafe koymaya çaba gösterir, sperm paketini bırakır ve oradan hemen kaçıp gider.”
Yapılan bir araştırmaya göre hayvan ve bitki türleri her yıl, birkaç yüzyıl öncesine göre daha hızlı ölüyor. İnsanlık da kısa süre içinde kurbanlar arasına katılabilir.
Fotoğraf: picture-alliance/WILDLIFE/M. Harvey
100 kez hızlı
Amerikan siyah ayıları dünya genelinde tehdit altındaki 22 bin türden biri. Farklı Amerikan üniversitelerinden bilim insanları yaptıkları ortak araştırma sonucunda, geçen yüzyılda türlerin ölümünün insani aktivitelerin olmadığı döneme oranla 100 kat fazla olduğunu vurguluyor. Doğal Hayatı Koruma Vakfı, her geçen gün 70 türün daha yok olacağını tahmin ediyor.
Fotoğraf: picture alliance/Bildagentur-online
Kırmızı liste giderek uzuyor
Dünya Doğa ve Doğal Kaynakların Korunması Uluslararası Birliği, kurbağagillerin yüzde 41 ve memelilerin ise yüzde 26'sının yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Örneğin bu Titicaca dev kurbağa sadece Peru ve Bolivya'da And Dağları'nda yaşıyor. 1970'lerin başlarında göllerin zeminindeki bu kurbağaların sayısı milyonları buluyordu. Günümüzde ise göllerde neredeyse kayboldular.
Fotoğraf: picture alliance/WILDLIFE
Kirlenmiş çevre, yok olmuş ormanlar
Türlerin hızla yok olmasının nedenlerinin büyük kısmından insanlar sorumlu. Bunun yarı sıra küresel ısınma, çevre kirliliği ve ormanlardaki ağaçların kesilmesi de diğer faktörler. Araştırmaya göre son 40 yılda dakikada 2 bin ağaç kesildi.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa
Daha keşfedilmeden öldü
Yapılan son araştırmada bilim insanları, sanayileşme öncesinde türlerin yokolma oranını, günümüzle karşılaştırdı. Nesli tükenmiş bu kuş Mauritius ada ülkesinde keşfedilmesinden 100 yıl önce, 1690'da tükenmişti. Uçma yeteneği olmayan bu kuşların yokolmasının nedeni, onları yiyen sıçanlar ve ev hayvanlarıydı.
Fotoğraf: Fotolia/Morphart
Karşılaştırmalı değer olarak fosil
Araştırmacılar omurgalı türlerin yokolmasıyla ilgili çalışmalarında fosilleri de analiz ettiler. Bulgular 4.5 milyar yıl önce yeryüzünde tam olarak nelerin olup bittiğini belirlemekten çok, kaba taslak bilgilere işaret ediyor. Çok eski zamanlarda her yüzyıl 10 bin omurgalı türden ikisi yok oluyordu. Örneğin bu resimdeki at.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa/R. Otto
Ekolojik sistem tehdit altında
Bazı türlerle ekolojik sistemin belirli fonksiyonları da kayboluyor, bitkilerin tozlaşması buna örnek. Araştırmacılara göre türlerin şimdiki yok olma hızı hesaba katılırsa, üç nesil sonraki insanlar biyo çeşitliliğin birçok avantajından vazgeçmek zorunda kalacak. Stanford Üniversitesi'nden araştırmacı Paul Ehrlich, 'Bindiğimiz dalı kesiyoruz' diyor.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa
İnsanlık için tehlike
Araştırmayı yazan ekibin başındaki Meksika Ulusal Otonom Üniversitesi'nden Gerardo Ceballos, 'Eğer önlem alınmazsa, türümüz çok daha erken bir dönemde yok olacak' tespitinde bulunuyor. Örneğin arılar yok olursa, bunun tahıl üretimi açısından açlık gibi çok önemli sonuçları olabilecek. Arıların ölmesi şimdiden dünya genelinde önemli bir sorun.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa
Hızlıca önlem almak şart
Araştırmayı hazırlayanlar acil bir çağrıda bulunuyor: İnsanlık tehdit altındaki türlerin korunması çabalarını hızlandırmalı ve artırmalı. Özellikle doğal yaşam bölgelerinin kaybolmasının, doğanın sömürülmesinin ve iklim değişiminin önüne geçilmeli. Eğer önlem alınmazsa gezegenin kendini toparlaması milyonlarca yıl sürebilecek.
Fotoğraf: picture-alliance/WILDLIFE/M. Harvey
8 fotoğraf1 | 8
Pasifik Okyanusu'nda 'romantik aşk'
Ne var ki Amerikalı araştırmacılar belirli bir ahtapot türünde tamamen farklı bir çiftleşme tarzı keşfetmişler. Kalifornia Bilimler Akademisi'nden (California Academy of Science) bilimciler, “Larger Pacific Striped Octopus”(LPSO) adında, Pasifik Okyanusu’nda yaşayan bir ahtapot türünde çiftleşmenin hiçbir agresiflik olmadan ve birbirlerini yemeden gerçekleştiğini belirtiyorlar. Bu tür ahtapotların çiftleşme sırasında birbirlerine yaklaşmaktan çekinmedikleri, çok sayıdaki kollarıyla birbirlerine sarıldıkları ve hatta vantuzlarını birbirinin üzerine koyarak, gözgöze geldikleri belirtiliyor.
Bilimciler bu ahtapot türünün neden böyle davrandığının henüz aydınlatılamadığını söylüyorlar. Pasifik Okyanusu’ndaki bu farklı ahtapot türünün bir özelliği daha gözlemlenmiş. Bunlar eşleşme anında ve sarılmış durumdayken birbirlerini besliyor ve hatta avlarını paylaşıyorlar. Ve bunları diğer hayvanlardan farklı kılan bir özellik daha var: Dişi ahtapotlar ilk yumurtlamadan sonra mutlaka ölmüyorlar. Tam tersine, yaşamlarının sonuna kadar sürekli yumurtlayan dişi ahtapotların olduğu da keşfedilmiş.