Putin'in gölge filosu: AB ve NATO'nun kâbusu
8 Ekim 2025
Rusya'nın "gölge filosu", çoğu yaşlı petrol tankerlerinden oluşan ve sahiplik yapısı gizlenen bir ağ. Bu sistem sayesinde Moskova, G7 ülkelerinin Aralık 2022’de Ukrayna'ya yönelik saldırıya yanıt olarak uygulamaya koyduğu petrol fiyat tavanını aşıyor.
Filoya özgü yöntemler arasında sık sık yapılan bayrak ve isim değişiklikleri, gemilerin otomatik tanımlama sistemini (AIS) geçici olarak kapatması ve "posta kutusu sigortaları" yer alıyor. Tankerler, ham petrol ve petrol ürünlerini genellikle limanda değil, açıkta ya da kıyıya yakın bölgelerde başka gemilere aktarıyor.
Bu yöntem, Avrupa Birliği (AB) ve İngiltere'de varil başına 47,60 dolar olarak belirlenen dinamik fiyat tavanı mekanizmasını etkisiz hale getiriyor.
AB'de Rus petrolü ve petrol ürünlerinin satın alınması yasak. Bu nedenle Hindistan ve Çin başta olmak üzere bazı ülkeler, Rus petrolünün başlıca alıcıları haline geldi.
Gri bölgede yaklaşık 1600 "gölge tanker"
Tahminlere göre Rusya'nın petrol filosunda 900'den fazla "gölge tanker" bulunuyor. Bu sayı son dönemde hızla artarken, gri bölgede faaliyet gösteren gemi sayısının 1200 ila 1600 arasında olduğu düşünülüyor. AB, yüzlerce gemiyi yaptırım listesine eklemiş durumda; ancak bu tankerler Avrupa limanlarına uğramadığı sürece fiili bir yaptırımla karşılaşmıyor.
Son aylarda Rusya'nın deniz yoluyla gerçekleştirdiği petrol sevkiyatlarının önemli bir kısmı bu tankerlerle taşındı. Bu gemilerin çoğu Avrupa Birliği ülkelerinde üretilmiş; özellikle Yunanistan'dan alınan eski tankerler, paravan şirketler aracılığıyla üçüncü ülkelere satılıyor. Uzmanlar uzun süredir, AB'nin bu tür satışlara son vermesi gerektiğini vurguluyor.
Macron'dan "istekliler koalisyonu" çağrısı
Fransa donanması, bu hafta Saint-Nazaire açıklarında 244 metre uzunluğundaki "Pushpa" (eski adıyla Boracay, daha önce Kiwala) adlı tankere operasyon düzenledi. Le Monde gazetesine göre gemi yalnızca üç yılda 13 kez bayrak değiştirdi. Çinli kaptan ve birinci zabit gözaltına alındı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, olayın ardından ciddi ihlallerden söz ederek "gölge filosuna karşı istekli ülkelerden oluşan bir koalisyon" oluşturulması çağrısında bulundu. Macron'a göre bu filo, Rusya'nın savaş bütçesine on milyarlarca euro kazandırıyor ve savaşın yaklaşık yüzde 40'ını finanse ediyor.
Macron, şüpheli gemilerin engellenmesi veya haftalarca alıkonulması için ortak ve koordineli bir yaklaşım istiyor. Bu sayede Rus petrolünün maliyetinin artacağını belirtiyor: "Eğer bu gemileri birkaç gün ya da hafta boyunca tutabilirsek, iş modelini çökertiriz."
Macron, bunun "Rusya üzerindeki baskıyı artırmak ve Kremlin'i müzakere masasına zorlamak için önemli bir adım" olduğunu söyledi.
"Pushpa" olayında Fransız yetkililer, geminin bayrağı ve kayıt belgelerine dair şüphelere dayanarak harekete geçti. Bu tür ihlaller, deniz hukukuna göre açık denizde müdahaleye izin verilen az sayıdaki durumdan biri.
Benin bayrağı taşıyan tanker, iddiaya göre Danimarka yakınlarında kaynağı belirsiz insansız hava araçlarının görüldüğü bölgede de bulunmuştu; ancak doğrudan bir bağlantı henüz kanıtlanmadı. Tanker ve mürettebat, incelemelerin ardından seferine devam etti.
Gölge filonun barındırdığı tehlikeler
Gölge filoya ait tankerler, küresel ticaret filosuna göre çok daha yaşlı ve çoğu yetersiz sigortaya sahip. Suçlamalar arasında tehlikeli manevralar, AIS sisteminin kapatılması veya manipülasyonu, hatta denizaltı kablolarına yönelik sabotaj iddiaları yer alıyor.
Fin Körfezi'nde yaşanan "Eagle S” vakasında, mürettebatın deniz tabanındaki enerji ve veri kablolarına zarar verdiği öne sürülmüştü. Ancak Helsinki Asliye Mahkemesi, 3 Ekim'de kaptan ve iki zabit hakkındaki suçlamaları reddetti. Mahkeme, Finlandiya makamlarının yargı yetkisi bulunmadığını ve kasıtlı bir eylem tespit edilmediğini belirtti. Olası ihmalin ise geminin bayrak ülkesi Cook Adaları veya mürettebatın vatandaşı olduğu ülkeler tarafından soruşturulması gerektiğine hükmetti.
Bu dava, olayların ulusal karasuların dışında gerçekleştiğinde delil toplama ve yetki kullanımında ne kadar büyük engeller bulunduğunu gösteriyor.
Deniz hukukunda ciddi yasal engeller
Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS), "zararsız geçiş" ilkesine öncelik tanıyor. Özel ekonomik bölgelerde denetim, yalnızca korsanlık, açık çevre ihlalleri veya geminin statüsüz olması gibi istisnai durumlarda mümkün.
Birçok gölge tankerin geçiş yaptığı Danimarka boğazlarında ayrıca 1857 tarihli Kopenhag Sözleşmesi geçerli. Bu anlaşma, Danimarka boğaz vergilerini kaldırmış ve yabancı ticaret gemilerine Öresund, Büyük ve Küçük Belt üzerinden sürekli ve serbest geçiş hakkı tanımıştı.
Dolayısıyla gemilerin kablo hatları üzerinde "şüpheli zikzaklar” çizmesi, kıyı devletlerine denetim hakkı vermiyor.
Buna rağmen Finlandiya, Estonya ve Fransa'daki son vakalar, AB ülkelerinin giderek daha fazla yasal boşluktan yararlanarak bu gemileri denetlemeye veya geçici olarak alıkoymaya çalıştığını gösteriyor.
Gölge filoya karşı ekonomik mücadele
Gölge filoya karşı ekonomik mücadele birkaç düzeyde yürütülüyor. AB, yaptırımlar ve G7'nin petrol fiyat tavanı mekanizmasını birlikte uyguluyor. Yaptırım listelerinde yalnızca gemiler değil, sahipleri, sigortacıları ve hizmet sağlayıcıları da yer alıyor. Ek liman yasaklarıyla lojistik zincirinin kesilmesi hedefleniyor. Ancak Asya'daki alıcılar Rus petrolünü almaya devam ettiği ve piyasa fiyatı tavanın üzerinde kaldığı sürece, Moskova için bu sistem kârlı olmaya devam ediyor.
Araştırmalar, yaptırımların daha iyi koordine edilmesinin etkili olacağını gösteriyor. AB,ABD ve Birleşik Krallık aynı gemileri daha sık şekilde listelediğinde taşımacılık faaliyetlerinde belirgin düşüş yaşanıyor. Ancak şu ana kadar bu örtüşmeler sınırlı.
Üçüncü ülkeler üzerindeki baskının artırılması da etkili olabilir. Rafineriler, tüccarlar ve limanlara yönelik ikincil yaptırımlar caydırıcı etki yaratıyor. ABD bu yöntemi uzun süredir savunurken, AB içinde bu yaklaşım hâlâ tartışmalı bir konu.
AB ve NATO nasıl karşılık veriyor?
Brüksel, yaptırım politikasını sıkılaştırdı. 18 Temmuz 2025'te kabul edilen 18. yaptırım paketiyle 444 gemi (+105 gemi) listeye eklendi; bu gemilere liman ve hizmet yasağı getirildi. Şimdi 19. paketin hazırlıkları sürüyor ve ek kısıtlamalar içermesi bekleniyor.
Askerî alanda da baskı artıyor. NATO, Ocak ayında Baltık Denizi'ndeki varlığını güçlendirmek ve kritik denizaltı altyapısını korumak amacıyla "Baltic Sentry" (Baltık Nöbetçisi) adlı misyonunu başlattı. İsveç gibi kıyı ülkeleri, artan insansız hava aracı (İHA) tespitleri ve kablo olayları nedeniyle sahil güvenlik faaliyetlerini yoğunlaştırıyor.
Avrupa Deniz Güvenliği Ajansı (EMSA), uydu verilerini birleştirerek neredeyse gerçek zamanlı petrol sızıntısı ve gizli faaliyetlere ilişkin bilgiler sağlıyor, üye ülkelere hedefli denetimler konusunda destek veriyor.
Ayrıca AB ve NATO, kritik denizaltı altyapısının dayanıklılığını artırmak için iş birliğini güçlendirdi. 2023'ten bu yana, sanayi ve kamu otoritelerini birbirine bağlayan ortak bir görev gücü ve NATO bünyesinde özel bir koordinasyon birimi faaliyet gösteriyor.
Ancak tüm bu önlemlere rağmen, Rusya'nın "gölge filosu" hem kârlı hem de tehlikeli biçimde faaliyetlerini sürdürüyor.