1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Rus uzmanlardan Arafat açıklaması

Nihat Halici15 Ekim 2013

Rus uzmanlar, 2004 yılında hayatını kaybeden Filistin lideri Yaser Arafat’ın naaşını inceledi. Uzmanlar, Arafat’ın zehirlenerek öldürüldüğü yolundaki iddialara açıklık getirdi.

Fotoğraf: Getty Images

İncelemeyi yapan Rusya Federal Tıbbi ve Biyolojik Dairesi'nin başkanı Vladimir Uyba, İnterfax ajansına açıklamada bulundu. Uyba, “Naaşında polonyum 210 elementine rastlamadık. Arafat polonyum zehirlenmesi sonucu ölmüş olamaz” dedi.

Yaser Arafat, Ramallah’ta geçirdiği ağır beyin kanamasından bir ay sonra 11 Kasım 2004’te bir Fransız askerî hastanesinde yaşamını yitirmişti. Süha Arafat, 2011'de eşi Yaser Arafat'ın polonyumla zehirlendiğinden kuşku duyduğunu belirterek dava açılması talebiyle Fransa'da savcılığa başvuruda bulunmuştu. Süha Arafat'ın şikayeti işleme konmuş ve iddianın soruşturulması kararlaştırılmıştı.

El Cezire televizyonu 2012 yılında konuyla ilgili yayınladığı bir haberde, Yaser Arafat’a ait eşyalarda radyoaktif polonyum 210 elementi bulunduğu, dolayısıyla zehirlenerek ölmüş olabileceği iddiasını ortaya atmıştı. El Cezire, haberine İsviçre'deki Radyasyon Fizik Enstitüsü'nün verilerini dayanak göstermişti.

Rusların yanı sıra İsviçre ve Fransa'dan uzmanlar da Arafat’ın naaşından alınan örnekler üzerinde çalışıyor.

Ramallah, 2004; Yaser Arafat ve eşi SühaFotoğraf: picture-alliance/dpa


Uzman: 'Tesbiti çok zor'

Polonyum 210, yarılanma ömrü 138 günle nispeten çok kısa olduğundan çok yüksek bir radyoaktiviteye sahip bir element. Çok küçük bir miktar, yüksek dozda zehirleyici özelliğe sahip. AB Komisyonu’na bağlı Transuranyum Elementleri Enstitüsü’nden Thomas Fanghaenel, Arafat’ın naaşında hâlâ polonyum izine rastlanılabileceğinden şüpheli olduğunu belirtmişti:

“Sekiz yıl sonra bir zehirlenme olayının tespit edilebilmesi zor olacaktır, diye düşünüyorum. Aradan yaklaşık yirmi yarılanma ömrü geçti. Ve şu an başlangıçta var olan maddenin sadece milyonda birkaçı tespit edilebilir. Tabii ki önemli olan vücuda giren maddenin miktarı çok önemli. Ama ölümcül miktar olan yaklaşık 100 nanogramlık bir dozdan bahsediyorsak, bunun bugün hâlâ tespit edilebileceğinden kuşkuluyum.”

© Deutsche Welle Türkçe

DW/dpa/AFP/NH