Rusya'nın dönüşü
10 Ekim 2007
"Berlin’de henüz Gerhard Schröder Başbakanken ve Fransa’da da siyasi olaylara Jaques Chirac yön verirken, Rusya, Almanya ve Fransa dışpolitik konularda birbirleriyle görüşür, fikir alışverişinde bulunurlardı. Hatta diplomasi kulislerinde bir Paris-Berlin-Moskova ekseninden bahsedilir olmuştu. Bu üç ülkenin birbirine yakınlaşması, ABD, İngiltere ve Polonya tarafından yakından izleniyordu.
Berlin ve Paris’teki yönetim değişikliğinin ardından Paris-Berlin-Moskova ekseni kırıldı. Başbakan Angela Merkel ve Cumhurbaşkanı Sarkozy göreve gelir gelmezABD ile ilşkilerini düzeltme yollarını aramaya koyuldular. Ayrıca Berlin ve Paris’in Vladimir Putin’i eleştiren tavırları ağırlık kazanmaya başladı. Bunda Rusya’nın demokrasi alanındaki mevcut durumuyla açıklamak mümkün. Zira Rusya’da muhalif seslere yer yok. Medyada yönetim yanlısı tek bir söyleme tahammül ediliyor. Siayasi rakip yada Anna Politkowskaja gibi rahatsızlık duyulan gazetecilere yönelik suikastların arkası aranmıyor.
Devlet Başkanı Putin henüz geçtiğimiz geçtiğimiz aylarda Ruısya’nın en önemli stratejik ortağının Fransa olduğunu açıklamıştı. Ancak Putin’in hesabı tutmadı. Zira Fransa Cumhurbaşkanı son dönemde Kremlin karşıtı politikacılarla sıkı ilişkiler içine girdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko’yu Elysee Sarayı’Nda ağırlayan Sarkozy, ardından Çek Başbakanı Mirek Topolenk ile biraraya geldi. Ayrıca Gürcistan Devlet Başkanı Michael Şaakaşvili ile de dostluk kurma gayretinde. Pazartesi günü de Polonya devlet başkanı Lech Kaçinski’yi kabul eden Sarkozy onun öncesinde köklerinin geldiği Budapeşte’yi ziyaret etmişti. Bulgaristan gezisi üzerinden de fazla bir zaman geçmedi. Sarkozy Bulgaristan ziyareti sırasında kendini „bir yanıyla Doğu Avrupalı“ olarak tanımlarken, Rusya’yı eleştirmekten de geri kalmadı. Sarkozy, „Rusya’yı dünyayı ilgilendiren bazı sorunların çözümünü güçleştirmekle suçladı. Sarkozy, konuşmasında üstü kapalı olarak Moskova’nın Kosova konusundaki tavrını Tahran yönetimine verdiği desteği eleştirdi.
Fransa-Rusya arasındaki ilk kutuplaşma Ağustos ayı sonunda yaşandı. Putin o dönem Fransa'nın eski sosyalist Maliye Bakanı Dominique Strauss-Kahn’ın Uluslararası Para Fonu başkanlığına getirlmesini engellemeye çalışmıştı. Ancak Sarkozy detek verdiği adayın Uluslararası Para Fonu’nun başına getirilmesini bir güç mücadelesine ve hırsa dönüştürerek, dediğini yaptırdı.
Fransa ve Rusya arasındaki tüm bu eksiklikler, Sarkozy-Putin buluşmasından neler çıkabileceğini ortaya koyacak. Rusya’nın dış politikada ağırlığını Asya’ya yönelteceği daha şimdiden belli. Zira hammadelerini Avrupa’nın yanı sıra büyüyen Asya pazarına da sunması Rusya’nın dış politik çıkarına. Moskova, ihracatını sadece Çin’e bağlı tutmayacak, aynı zamanda Bağımsız Devler Topluluğu ile ilişkilerinde de güçlenme yolları arayacaktır. Buna paralel olarak Rusya, Sırbistan , Karadağ ve Bulgaristan’la da ekonomik işbirliğini geliştirme yoluna gidiyor. Yakın dönemde Rusya Yunanistan ve Türkiye ile olan ilişkilerini de iyileştirdi.
Uyguladığı yüksek petrol ve doğalgaz fiyatları yüzünden devlet kasasını dolduran Putin ile, dünyada Rus diplomasisine yeniden kavuşmuş oluyor."