1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Sınırdışılarda AB standardı

Michael Becker6 Haziran 2008

AB İçişleri Bakanları, sınırdışı etme kuralları konusunda görüşbirliğine vardı. Avrupa, ayrıca Irak'tan binlerce mülteciye kapısını açmaya hazırlanıyor.

AB'ye üye devletler sınırdışı uygulamalarında ortak bir yol benimsiyor.
AB'ye üye devletler sınırdışı uygulamalarında ortak bir yol benimsiyor.Fotoğraf: picture-alliance/ dpa

AB İçişleri bakanları, sınırdışı uygulamasında vardığı uzlaşma ile bu uygulamaya muhalif bir çizgi izleyen Avrupa Parlamentosu'na baskıyı arttırmayı da planlıyor. AB İçişleri Bakanları’nın sağladığı uzlaşma, AB’de sınırdışı etme uygulamalarında ortak standartların benimsenmesini içeriyor. Gelecekte örneğin hakkında sınırdışı edilme kararı alınan bir kişi, en fazla 18 ay tutuklu kalabilecek. Ancak halihazırda Birlik içinde yürürlükte olan uygulamalar birbirinden çok farklı.

Uygulamalarda farklılıklar var

Fransa ve İspanya gibi ülkeler, oturma izni olmayan kişilerin, sınırdışı edilmeden en fazla 30 ya da 40 gün tutuklu kalmasına izin veriyor. Bazı AB üyelerinde ise, bu tutukluluk süresi için herhangi bir sınır yok. Sınırdışı edilme konusunda AB içinde ortak uygulamaya geçildiği zaman, Almanya'da geçerli olan uygulamada pek bir değişiklik olmayacak. Hatta, yeni uygulamaya göre, AB'de sınırdışı edilmeyi bekleyen kişilere mahkeme masrafları için para yardımı yapılması öngörülürken, Almanya, sınırdışı kararına karşı açtığı davada kazanma şansı olmayanlara para yardımı yapılmaması şeklindeki tutumundan vazgeçmiyor.

Sınırdışı edilen AB'ye giremeyecek

Öte yandan bakanların üzerinde uzlaştığı uygulamada, bir devlet bir kişinin yeniden ülkeye girmesini yasakladığı takdirde, bu yasak tüm AB'de geçerli olacak. Böylece, örneğin Almanya'dan sınırdışı edilen bir mültecinin, bir komşu ülke üzerinden tekrar Almanya'ya girmesi engellenmek isteniyor. Sözkonusu uygulama gelecek hafta Avrupa Parlamentosu'nda oylanacak. Ancak parlamentonun uygulamaya yeşil ışık yakıp yakmayacağı henüz belirsizliğini koruyor. Zira Sosyalistler, Yeşiller ve Komünistler, AB İçişleri Bakanları'nın kararını yoğun bir şekilde eleştiriyor. AB'nin tahminlerine göre, Birlik sınırları içinde 8 milyon kişi yasadışı olarak bulunuyor. Bunlardan 200 binden fazlası son 6 ayda tutuklandı, sınırdışı edilenlerin sayısı ise 90 bine yaklaşıyor.

AB ülkelerinden birinden sınırdışı edilen kişi bir daha AB'ye giremeyecek.Fotoğraf: picture-alliance /dpa/dpaweb

Irak’ta savaş yüzünden evlerini terk etmek zorunda kalan milyonlarca kişi güvenliğin nispeten daha iyi olduğu bölgelerde hayatta kalma mücadelesi veriyor. İmkan bulanlarsa, ülkeyi terk etmeye çalışıyor. Yalnızca geçen yıl AB'ye iltica başvurusunda bulunan Iraklıların sayısı 40 bine yakın. Almanya, bu başvurulardan 5.500'üne olumlu yanıt verdi.

Almanya, geçen yıl 5.500 Iraklının iltica başvurusuna olumlu yanıt verdi.Fotoğraf: picture-alliance / dpa/dpaweb

“Almanya üzerine düşeni yapıyor”

Irak'tan önemli sayıda iltica başvurusu olduğunu söyleyen Federal İçişleri Bakanı Wolfgang Schäuble, şu anda tüm başvurulara yeşil ışık yaktıklarını ve kabul edilen mülteci sayısındaki yüksekliğin de, Almanya'nın üzerine düşeni yaptığının kanıtı olduğunu belirtti. Ancak Schäuble, bunun yeterli olmadığını belirterek soruna AB çapında ortak bir çözüm bulmak gerektiğini vurguladı. Federal İçişleri Bakanı bu alanda AB kapsamında yürütülen çalışmalara yoğun destek veriyor. Wolfgang Schauble, Lüksemburg'daki toplantıdan sonra, bu konuda iyimser olduğunu söyledi. Schäuble, Irak'ta ülke içinde yerinden olan ve özellikle baskı gören Hristiyanlara yardım etmek istiyor. Fakat, AB içinde, ne sadece Hristiyan mültecilere yönelik özel bir çözüm mümkün, ne de hangi üye ülkeye kaç Iraklı mülteci düşeceğini belirleyen bir düzenleme mevcut.

Almanya'nın iltica başvurusunu kabul ettiği Iraklı bir aile.Fotoğraf: picture-alliance/dpa

Ortak düzenleme şart

Almanya'da mültecilerin eyaletlere nasıl dağıtılacağı yönünde sabit olan oran uygulamasının benzerinin Avrupa'da henüz söz konusu olamayacağını belirten Schäuble, AB içinde bu noktaya gelinebilmesi için daha birkaç yılın geçmesi gerektiğini kaydetti.

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği