1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Savaşın gölgesinde üçlü anlaşma: İran'a mesaj mı?

8 Ağustos 2026

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan olası saldırılara karşı birbirlerini savunma sözü içeren anlaşmaya imza attı. Peki Ankara'nın çıkarı ne? Anlaşmanın hedefi İran mı?

Soldan sağa: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif yan yana ayakta objektife poz veriyor. Ellerinde az önce imzaladıkları belge var
Suudi Arabistan'ın Mekke kentinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ortak savunma anlaşmasına imza attıFotoğraf: Saudi Press Agency/Handout/REUTERS

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Ortadoğu'da savaşın sürdüğü sırada ortak savunma anlaşmasına imza attı.

Anlaşma, Riyad'ın bölgesel rakibi İran'ın ABD ile savaşta olduğu, Tahran destekli Husilerin ise Suudi toprakları ve gemilerini hedef aldığı bir dönemde geldi.

Analistler, Donald Trump yönetimindeki ABD'nin giderek daha güvenilmez bir müttefik olarak görüldüğünü, bu koşullarda Riyad'ın bölgesel güvenlik bağlarını geliştirmeye odaklandığını belirtiyor.

Pakistan, Müslüman dünyasında nükleer silaha sahip tek ülke konumunda, Türkiye ise önemli bir silah üreticisi. Suudi Arabistan da gelişmiş Amerikan silahlarına sahip.

Diğer taraftan Türkiye Gazze savaşını bitirmeyi amaçlayan müzakerelerde rol üstlenirken, Pakistan da ABD-İran savaşını sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlere arabuluculuk yapıyor.

Saldırı tüm üyelere yapılmış sayılacak

Suudi Arabistan'ın resmi haber ajansı ile Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, dün imzalanan metnin "Mekke Ortak Savunma Anlaşması" adını taşıdığı kaydedildi.

Açıklamada, "üç ülkenin kolektif güvenliklerini güçlendirme ve bölgede barışı teşvik etme yönünde ortak taahhütte bulunduğu" ilan edildi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın üyelerden herhangi birine yönelik saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağı anlamına geldiğini bildirdi.

Bu üç ülkeden Pakistan yakın zamanda komşusu Hindistan ile askeri çatışma yaşarken Suudi Arabistan ise hâlihazırda İran ve Yemen kaynaklı saldırılara hedef oluyor.

Anlaşmanın hedefinde İran mı var?

Ankara, anlaşmanın "herhangi bir ülkeyi hedef almadığını" ve "Türkiye'nin NATO kapsamındaki yükümlülükleriyle çelişmediğini" bildirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın üyelerden herhangi birine yönelik saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağı anlamına geldiğini açıkladıFotoğraf: Murat Cetinmuhurdar/Turkish Presidential Press Office/Handout/REUTERS

Riyad ise "anlaşmanın bir askeri eksen veya mezhepçi bir blok oluşturma girişimi olmadığını" söyledi.

İngiltere'deki Birmingham Üniversitesi'nde Suudi dış politikası uzmanı olan Umar Karim ise yeni ortaklığın "açıkça İran'a yönelik olduğu" görüşünde.

Karim'e göre Türkiye ve Pakistan'ın İran'la sınırı bulunması, bu iki ülkeye Tahran üzerinde "farklı türden bir nüfuz kullanma imkanı" sağlayabilir.

Suudi ordusu ve hükümetine yakın bir kaynak, anlaşmanın uzun süredir görüşüldüğünü, "bölgedeki son gelişmelerin süreci hızlandırdığını" söyledi.

Türkiye'nin anlaşmadan çıkarı ne?

King's College London'dan Andreas Krieg ise anlaşmanın, ABD'nin ötesinde ittifakları çeşitlendirme yönündeki açık isteği gösterdiğini belirtti.

Krieg, "Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan ABD'nin yerini almaya çalışmıyor. Washington bunu (savunma desteği) sağlamadığı veya sağlamak istemediği durumlarda kendi çıkarlarını koruyabilecek kapasiteyi oluşturuyorlar" dedi.

Özellikle Riyad'ın "tek bir Amerikan şemsiyesi yerine birkaç güvenlik katmanı" istediğini belirten Krieg, anlaşmanın Suudi Arabistan'ın savunma kapasitesini çeşitlendirme hedefini destekleyeceğini söyledi.

Krieg'e göre Türkiye ve Pakistan ise anlaşma sayesinde siyasi ağırlıklarını artıracak ve olası Suudi yatırımlarına erişim sağlayacak.

Suudi Arabistan ve Pakistan, 2025 yılında karşılıklı savunma anlaşması imzaladıklarını açıklamıştı. Pakistan'ın Müslüman dünyanın tek nükleer silaha sahip ülkesi olması nedeniyle bu anlaşma dikkat çekmişti.

Yemen'de yeniden savaşa mı dönülüyor?

Yeni anlaşma duyurusu, Riyad ile komşu Yemen'deki Husiler arasındaki ateşkesin bozulduğu bir dönemde geldi.

İran'ın desteklediği Husiler son haftalarda Suudi topraklarına saldırılar düzenledi ve Suudi Arabistan'a yönelik bir deniz ablukası ilan etti. Örgüt Suudi limanlarına ilerleyen gemilere de saldırıları düzenliyor.

Tahran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki ablukasının zaten baskı altında tuttuğu Körfez'deki enerji ihracatçıları, şimdi Husilerin Kızıldeniz'e taşıdığı çatışmayla ilave bir tehditle karşı karşıya.

Suudi Arabistan, 2015'ten bu yana Yemen'de uluslararası alanda tanınan hükümeti desteklemek amacıyla Husilere karşı savaş yürütüyor. Dört yıl Riyad ve Tahran arasındaki yakınlaşmaya paralel Yemen'de de ateşkes sağlanmış ve son haftalara kadar bu büyük ölçüde korunmuştu.

Ancak Husiler geçen Perşembe füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla Yemen hükümetine bağlı en az 58 askeri öldürdü. Bu, çatışmanın son yıllardaki en kanlı günlerinden biri oldu.

AFP / MUK,JD

DW Türkçe Türkiye, Almanya ve dünyadaki gelişmeleri ve olayların perde arkasını DW Türkçe'den takip edin.dw_turkce
Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği