1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

TÜR 2605 G-8 Gipfel Vorbericht

26 Mayıs 2011

Önde gelen yedi sanayi ülkesi ile Rusya'nın oluşturduğu Sekizler Grubu Fransa'nın Deauville kasabasında toplanıyor. Zirvede Arap ülkelerindeki protestolarla Fukuşima'daki son durum ele alınacak.

Fotoğraf: AP

Arap ülkelerindeki halk isyanları ile bu ülkelere yapılacak yardımların, G8 liderlerinin zirvesine damgasını vurması bekleniyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında olduğu gibi yeni bir Marshall Planı'nın bu ülkeler için yürürlüğe sokulmasının ayrıntıları da iki günlük zirvede kesinlik kazanacak.

Arap ülkelerindeki protestolar

G8 Zirvesi'nde, bazı Arap ülkelerindeki demokrasi hareketlerinin ardından, bu ülkelerin ekonomik krize girmemeleri için alınacak önlemler zirvede masaya yatırılacak. Mısır ve Tunus gibi ülkelerde yönetim değişikliklerinin ardından yaşanan belirsizliklerin, özellikle turizm ve diğer yatırımlar açısından bu ülkeleri etkilememesi için alınacak önlemler de gündeme getirilecek. Dönem Başkanı Fransa'nın Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin, zirvede Sovyetler Birliği sonrası Doğu Avrupa ülkelerine yapılan yardımlar gibi, Arap ülkelerine de bir yardım planının yürürlüğe sokulmasını talep edeceği belirtiliyor.

ABD Başkanı Barack Obama, Dünya Bankası ve IMF'ye, Tunus ve Mısır'a nasıl yardım yapılacağı konusunda bir plan hazırlamaları için talepte bulunmuştu. ABD, Mısır'ın 1 milyar dolar tutarındaki borcunu silerken, yine bu ülkeye 1 milyar dolar tutarında alt yapı ve istihdam sağlayacak projeler için kredi önermişti.

Libya'daki operasyon da görüşülecek

Fotoğraf: AP

Bu arada Libya’nın da zirvede gündeme gelmesi bekleniyor. G8 Zirvesi öncesi Londra'da bir araya gelen ABD Başkanı Obama ve ev sahibi İngiltere Başbakanı David Cameron’un görüşmesinden de Arap Dünyası’na ve Libya lideri Kaddafi’ye yönelik mesajlar geldi. Obama şu açıklamayı yaptı:

"Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da tarihsel bir değişim yaşanırken, bölge halkının kendi kaderini kendisinin tayin etmesi ve bunun dışarıdan dayatılmaması gerektiği konusunda hemfikiriz. Ancak ikimiz de demokrasi mücadelesi veren halka ve demokratik reformlar yapmaya çalışan liderlere elimizden gelen desteği vermeye hazırız. Sekizler Grubu’ndaki ortaklarımızla demokrasi, özgürlük ve refah için gerekli reformları yapanları nasıl destekleyebileceğimizi konuşacağız. Aynı zamanda özgürlükleri, onurları ve temel insan hakları için mücadele veren protestoculara karşı şiddet uygulayanlara karşı çıkmaya devam edeceğiz. Bu yüzden NATO’daki müttefiklerimizle Libya konusunda, Libya halkını korumak için işbirliği yapıyoruz. Kaddafi’nin sivillere yönelik saldırıları sona erene kadar operasyonlar devam edecek. Zaman Kaddafi’nin aleyhine işliyor. Kaddafi iktidardan çekilmeli ve Libya’yı Libya halkına bırakmalı.”

Obama ayrıca Kaddafi hükümetine karşı baskıda bir gevşeme olmayacağını söylerken, İngiltere Başbakanı Cameron da, bu görüşü paylaşarak, "Kaddafi iktidarda olduğu sürece, Libya için gelecek yok. Kaddafi gitmeli” dedi.

Nükleer santraller gözden geçirilecek

Günther ÖttingerFotoğraf: dapd

Ayrıca IMF'nin yeni başkanı ile ilgili tartışmalara da sahne olması beklenen G8 Zirvesi'nde ele alınacak konular arasında Japonya'daki depremin ardından nükleer enerji güvenliği de yer alıyor. Dün de Avrupa Birliği’ndeki tüm nükleer santrallerin dayanıklılık testinden geçirilmesi konusunda Brüksel’de uzlaşma sağlanmıştı. Avrupa Birliği Komisyonu’nun Enerjiden Sorumlu Üyesi Günther Öttinger, testlerin 1 Haziran tarihinde başlatılacağını duyurdu. Testler ile nükleer santrallerin deprem veya sel gibi doğal felaketlere ya da uçak düşmesine karşı ne kadar dayanıklı olduğunun saptanacağını bildiren Öttinger, Deauville’deki zirveden beklentilerini şöyle özetledi:

“Ben konunun G8 ve G20 düzeyinde gündeme getirilmesi gerektiğine inanıyorum. Zira nükleer santrallerin güvenliği konusunda küresel anlamda bir bilincin oluşmasını sağlamalıyız. Hem Avrupa, hem ABD, Çin ve Rusya gibi ülkeler enerji konusunda çeşitli kaynakların bir arada kullanıldığı bir uygulamadan yana olmaya devam ediyor. Ancak güvenlik konusunda taviz verilemez. Bu nedenle dünya çapında, Avrupalı vatandaşların çıkarlarını da göz önünde tutan bir güvenlik anlayışının hâkim olduğuna inanıyorum.”

© Deutsche Welle Türkçe

dw,dpa,reuters / Derleyen: Aydın Üstünel

Editör: Başak Özay

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik