Selahattin Demirtaş neden 9 yıldır cezaevinde?
23 Ekim 2025
Cumhur İttifakı'nın Ekim 2024'te adım atması ve PKK lideri Abdullah Öcalan'ın çağrısının ardından PKK'nın silah bırakması ve TBMM'de komisyon kurulmasıyla ilerleyen çözüm süreci yavaşlama eleştirilerine rağmen devam ediyor ancak bazı konular henüz netlik kazanmış değil.
Bunlardan biri de 2016 yılından bu yana cezaevinde olan Kürt siyasi hareketi ve DEM Parti tabanı için önemli isimlerden olan Selahattin Demirtaş ve diğer tutuklu siyasetçilere ne olacağı.
Cezaevinde dokuz yılını 4 Kasım 2025'te dolduracak olan Demirtaş'ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) pek çok kez hak ihlali kararı vermesine rağmen hâlâ bırakılmamış olması hem hukuken hem de siyaseten tartışmalı.
DEM Parti İmralı Heyeti'nden Pervin Buldan ve Mithat Sancar eski HDP Eş Başkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ile tutuklu bazı HDP'li isimleri geçen hafta ziyaret etti ve bugün de yaptıkları açıklamayla Demirtaş'ın "sürece desteğinin tam olduğunu" aktardılar.
İmralı heyetinin yazılı açıklaması DEM Parti'nin sosyal medya hesabından duyuruldu.
Açıklamada "suçsuzlukları hukuken de sabit olan arkadaşlarımızın hâlâ cezaevinde tutulması hiçbir gerekçeyle açıklanamaz, hiçbir şekilde kabul edilemez" denildi ve şu ifadeler kullanıldı:
"Sevgili Selahattin Demirtaş, sürece desteğinin tam olduğunu vurguladıktan sonra sürecin başarıya ulaşması, barışın ve demokrasinin tesisi için her türlü katkıyı sunmaya hazır olduğunu ifade etti."
Peki Demirtaş Kürt siyasetinde nasıl bir önem taşıyor? Demirtaş'ı cezaevine götüren süreçte neler yaşandı? Demirtaş önümüzdeki süreçte nasıl bir oynayabilir?
Selahattin Demirtaş'ın yeni çözüm sürecindeki tutumu
PKK ile yeni bir diyalog süreci başlatılırken Demirtaş'ın bu sürece nasıl baktığı ve bir rol alıp almayacağı en başından itibaren bir tartışma konusu oldu.
Demirtaş aslında Mayıs 2023 seçimlerinden sonra siyaseti bıraktığını açıklamıştı.
Ancak Demirtaş, 2025 Ocak ayında DEM Parti heyetinin ziyareti sonrası sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Büyük bir fedakârlık ve ciddiyetle çalışmalarını sürdüren heyetimize teşekkürlerimi sunarken kendilerine, partimiz DEM Parti'ye ve özellikle İmralı Tecrit Adası'nda demokratik çözüm ve barış için büyük çaba sarf eden Sayın Abdullah Öcalan'a güven ve desteğimin tam olduğunu belirtmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
Daha sonra ise Demirtaş ile ilgili DEM Parti'nin devam eden sürecin "ruhuna uygun değil" dediği bir yeni gelişme yaşandı.
Demirtaş hakkında AİHM tarafından verilen 8 Temmuz 2025 tarihli son ihlal kararına Türkiye'nin itiraz süresi için son gün 8 Ekim'di ve Adalet Bakanlığı yetkilileri 7 Ekim'de itiraz ederek Demirtaş'ın tahliyesinin önünü bir kez daha kapattı.
Sürecin başında da cezaevinde dokuz yılı önümüzdeki 4 Kasım'da dolacak olan Demirtaş'ın AİHM kararlarına uyarak tahliyesinin sürece pozitif katkı yapacağı yönünde DEM Parti'den ve sivil toplumdan açıklamalar gelmiş ancak Demirtaş'ın süreçte Cumhur İttifakı ve Öcalan'ın çizgisine tamamen uymayabileceği düşüncesiyle çıkartılmak istenmediği yorumları yapılmıştı.
Siyasi çizgisi ve Öcalan ile ilişkisi
Karşıtlarının bile siyasetteki etkisinde hemfikir olduğu Demirtaş, Kürt siyasetinde Öcalan'dan farklılıklar gösteren bir lider. Demirtaş, siyaset yaptığı dönemde silahlı mücadelenin yerine demokratik siyaseti savunan bir çizgi takip etti.
Demirtaş'ın PKK ve İmralı cezaevindeki PKK lideri Abdullah Öcalan ile ilişkisi de bu çerçevede sıkça tartışılan bir konu oldu. Demirtaş, yargılamalar sırasında yaptığı savunmalarda ve çeşitli açıklamalarında, Öcalan'ın kendisi ve partisiyle hiçbir zaman "talimat" olarak algılanabilecek bir ilişkiye girmediğini söyledi.
Öcalan'ın öneriler sunduğunu, ancak HDP'nin kendi siyasi kararlarını aldığını savundu.
Demirtaş, hatta bir dönem kendisine MİT tarafından Öcalan'ın yerine geçme teklifi yapıldığını ancak bunu reddettiğini de belirtti. Demirtaş, "Biz biziz, Öcalan Öcalan'dır" söylemiyle kendisinin ve partinin siyasi duruşunu netleştirmeye çalıştı.
Bu arada Demirtaş, 2013-2015 çözüm sürecinde İmralı'da Öcalan ile görüşen BDP/HDP heyetlerinde de yer aldı. 2024'te Kobani davası savunmasında "Öcalan bu ülkenin geleceğini birçok milliyetçiden daha fazla düşünüyor” diyen Demirtaş, aynı zamanda "Öcalan biatçısı olmadığını, ilişkilerinin "kuru kuruya şeyh-mürit” ilişkisi olmadığını vurguladı.
İnsan hakları çalışmalarından siyasete
Peki Demirtaş'ı en son cezaevine kadar götüren gelişmeler neler oldu ve Demirtaş siyasette nasıl yükseldi?
Genç kuşak siyasetçilerden olan 1973 doğumlu Demirtaş, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olmasının ardından önce serbest avukatlık yaptı, ardından insan hakları alanında çalışmalarda bulundu.
Demirtaş, bu kapsamda siyasete girmeden önce İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi'nde yöneticilik yaptı, Uluslararası Af Örgütü Diyarbakır Şubesi ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın kurucuları arasında yer aldı. Bu dönemde insan hakları savunucusu olarak dikkat çekti.
2007 genel seçimlerinde Demokratik Toplum Partisi'nden (DTP) Diyarbakır milletvekili seçildi ve grup başkanvekilliği yaptı. DTP'nin kapatılmasının ardından ise 2010'da Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) genel başkanı oldu. 2014'te Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) eş genel başkanlığına seçildi ve 2018'e kadar bu görevini sürdürdü.
Kürt siyasi hareketini dönüştüren lider
Demirtaş, 2014'te Figen Yüksekdağ ile birlikte eş genel başkanlığa seçilmesinden sonra HDP, Kürt meselesinin yanı sıra kadın hakları, azınlık hakları, gençlik hakları gibi sol değerleri ön plana alan bir parti olarak öne çıktı.
"Türkiyelileşme” kavramı, HDP'nin 2010'lu yıllarda benimsediği önemli bir siyasi strateji olurken, bu yaklaşımın şekillenmesinde Demirtaş'ın büyük bir etkisi oldu. Türkiyelileşme, HDP'nin yalnızca Kürt meselesine odaklanan bir parti olmaktan çıkarak, Türkiye'nin tüm toplumsal kesimlerini kapsayan, farklı etnik, dini ve sosyal grupların sorunlarına hitap eden bir siyasi hareket olma hedefini yansıtan bir politikaydı.
Demirtaş, bu strateji kapsamında karizmatik liderliği, kapsayıcı söylemleri ve Türkiye'nin batısındaki seçmenlere hitap eden mesajlarıyla 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olarak yüzde 9,76 oy aldı.
7 Haziran 2015 genel seçimlerinde ise HDP yüzde 13,12 ile TBMM'de üçüncü büyük parti oldu. Ancak 1 Kasım 2015'teki yenileme seçimlerinde, parti üçüncü sıradaki yerini koruduysa da oy oranı yüzde 10,7'ye geriledi.
"Seni Başkan Yaptırmayacağız" çıkışı
Demirtaş'ın siyasi kariyerinde en çok bilinen anlardan biri "Seni Başkan Yaptırmayacağız” çıkışı oldu.
2015 seçimleri öncesi o dönemde Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'a hitaben TBMM'deki HDP grup toplantısında söylediği bu söz, Demirtaş'ın siyasi kariyerinde dönüm noktası oldu ve geniş yankı uyandırdı.
Bu çıkış, HDP'nin muhalefet bloğunda yer almasını pekiştirirken öte yandan Demirtaş'ın iktidar ve özellikle de Erdoğan tarafından hedef alınmasına neden oldu.
Kobani olayları ve Demirtaş'a etkisi
Ekim 2014'te IŞİD'in Suriye'deki Kobani'ye saldırıları üzerine Türkiye'de "Kobani'ye destek” eylemleri başladı.
HDP, Türkiye'nin Kobani'ye insani ve askeri yardım için koridor açmasını talep ederken 6 Ekim 2014'te partinin Merkez Yürütme Kurulu devam eden gösterilere güçlü katılım çağrısı yaptı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Gaziantep'teki konuşmasında "Kobani de düştü düşecek" demesi ve bundan birkaç saat sonra Muş'un Varto ilçesinde güvenlik güçlerinin ateş açmasıyla Hakan Buksur adlı göstericinin yaşamını yitirmesi üzerine çıkan olaylarda 35 ilde 37 kişi hayatını kaybetti. Olayların siyasi sorumluğu ise Demirtaş'a ve HDP yönetimine yüklenildi.
Çağrının parti yürütme kurulu kararı olduğunu, kendisinin kişisel olarak yapmadığını belirten Demirtaş, olayların tüm sorumluluğunun HDP'ye yüklenemeyeceğini savundu.
4 Kasım 2016'da Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer HDP'li siyasetçilerle birlikte gözaltına alındı ve Edirne F Tipi Cezaevi'ne gönderildi.
Kobani olaylarının ve 7 Haziran'da AKP'nin ilk kez tek başına hükümet kurma çoğunluğunu kaybetmesinin ardından o dönemde sürdürülen çözüm süreci de fiilen sona erdi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2020'de Demirtaş'ın tutukluluğunun siyasi nedenlerle olduğunu ve serbest bırakılması gerektiğine hükmetti. Türkiye ise AİHM tarafından alınan bu ve buna benzer farklı kararlara henüz uymuyor.
Cezaevinde yedi kitap çıkardı
4 Kasım 2016'dan beri Edirne F Tipi Cezaevi'nde tutulan Demirtaş geçen sürede öykü, şiir ve resimle ilgilendi. llk kitabı Seher 2017'de yayımlanırken üçü öykü dördü roman toplam yedi kitap kaleme aldı. Ayrıca Kobani davasındaki son savunması da kitaplaştırıldı.
Bu faaliyetler onun kamuoyundaki popülaritesini artırırken, zaman zaman X hesabından attığı tweetleri nedeniyle hücresinde arama yapılması üzerine bu paylaşımları "kettle” ile yaptığı esprisi hatırlanan bir anekdot oldu.