1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Ekrem İmamoğlu Silivri'de aynı gün üç duruşmaya çıktı

6 Temmuz 2026

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, aynı gün görülen üç davada yaptığı savunmada diploma iptali sürecinin siyasi olduğunu savundu. İmamoğlu, "Devletin verdiği belge 36 yıl sonra yok sayılıyor" dedi.

Ekrem İmamoğlu'nun yüzünün yer aldığı bir posteri havaya kaldıran kadın ve eylemciler görülüyor
Haftanın ilk iş gününde Ekrem İmamoğlu; İBB, casusluk ve diploma davaları kapsamında Silivri'de hakim karşısında olacakFotoğraf: Francisco Seco/AP Photo/picture alliance

Görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, tutuklu bulunduğu Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde aynı gün üç ayrı davada hâkim karşısına çıktı.

İmamoğlu, önce gazeteci Merdan Yanardağ, siyaset danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün ile yargılandığı "casusluk" davasının ikinci duruşmasına katıldı, ardından diploma davasının görüldüğü salona geçti.

Özgür Özel de duruşmayı izledi

Ankara 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nin Silivri'de yaptığı duruşmayı CHP lideri Özgür Özel, Murat Karayalçın, Dilek İmamoğlu, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor ve yabancı gözlemciler izledi.

Savunmasına "demokrasi, adalet ve Cumhuriyet mücadelesi verdiğini" söyleyerek başlayan İmamoğlu, aynı gün üç ayrı davada yargılanmasını eleştirerek hukuk düzeninin adım adım çökertildiğini ve yargının siyasi müdahale altında olduğunu savundu.

Hakkında son 1,5 yılda 20'nin üzerinde dava açıldığını belirten İmamoğlu, "Bir insanı üç ayrı mahkemede savunma yapmaya zorlamanın hukukta da vicdanda da açıklanacak bir tarafı yok. Bağımsız ve tarafsız bir mahkeme göremiyorum. Bu saatten sonra savunmamı milletime yapıyorum" dedi.

"Değişmeyen tek şey beni mahkûm etme iradesi"

Adalet Bakanlığındaki görev değişikliklerinin ardından yargı kadrolarının büyük ölçüde yenilendiğini öne süren İmamoğlu, kendi davalarında 18 hâkimin değiştirildiğini söyledi.

Hakkında iddianame hazırlayan savcıların terfi ettirildiğini savunan İmamoğlu, "Değişmeyen tek şey Ekrem İmamoğlu'nu mahkûm etme iradesi" ifadelerini kullandı.

NATO Zirvesi haftasında tutuklu olarak yargılanmasının Türkiye'nin uluslararası itibarını zedelediğini de öne süren İmamoğlu, "Dünyaya 'Rakibimi hapse attım, hakkında 20 dava açtım' mı diyecekler?" diye konuştu.

Diplomanın iptali: Rektörü aradım

Diploma iptal sürecine ilişkin de konuşan İmamoğlu, kararın siyasi talimatla alındığını iddia etti.

İmamoğlu, Silivre'deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonlarında yargılanıyor Fotoğraf: Umit Bektas/REUTERS

İstanbul Üniversitesi Rektörü'nü telefonla aradığını anlatan İmamoğlu, savcılığın üniversiteye diploma iptali için "ivedi" yazı gönderdiğini gördüğünü öne sürerek, "Bu devletin namusu dedim. Savcı sana 'ivedi iptal et' diye yazmış. Rektör de bana 'Çok zor durumdayım' dedi" iddiasında bulundu.

36 yıl önce devlet tarafından verilen diplomanın bugün ceza davasına konu edildiğini söyleyen İmamoğlu, "Burada konuşulan diploma değil. Devletin verdiği bir belgenin 36 yıl sonra yok sayılabilmesidir. Bugün bana uygulanıyorsa yarın herkese uygulanabilir" dedi.

Kendisiyle birlikte 28 kişinin diplomasının iptal edildiğini ancak ceza soruşturmasının yalnızca kendisi hakkında yürütüldüğünü belirten İmamoğlu, "28 kişinin diploması iptal edildi ama ceza davası sadece bana açıldı" ifadelerini kullandı.

"Üniversite de 'usulsüzlük yok' dedi"

İmamoğlu, İstanbul Üniversitesi'nin idare mahkemesine sunduğu savunmada kendi işlemlerine ilişkin usulsüzlük tespit edilmediğini söylediğini öne sürdü.

2020 yılında CİMER'e verilen yanıtta da üniversitenin kayıt işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığının belirtildiğini savunan İmamoğlu, YÖK Denetleme Kurulu'nun da yatay geçiş şartlarının yerine getirildiği yönünde tespitleri bulunduğunu ileri sürdü.

"Bütün bu belgeler ortadayken biz burada neyi yargılıyoruz?" diye soran İmamoğlu, mahkemeye hitaben "Eğer bu davayı hür iradeniz ve vicdanınızla yürütemiyorsanız, asıl iptal edilen benim diplomam değil, yargıya duyulan güven olur" dedi.

Hakkında açılan davaların siyasi olduğunu savunan İmamoğlu, "Kimisi buna İBB davası diyor, ben artık buna 'Erdoğan'ı neden dört kez yendin ve bir kez daha yenebilirsin davası' diyorum" dedi.

İktidarın hedefinin yalnızca kendisi olmadığını ileri süren İmamoğlu, diploma iptalinin hukuk güvenliğini zedelediğini savundu. "Bugün benim diplomamı yok sayan akıl yarın sizin tapunuza, şirketinize, mülkünüze de göz koyabilir" ifadelerini kullandı.

Yargıdaki üst düzey atamalara da değinen İmamoğlu, bazı savcıların davalarının ardından terfi ettiğini öne sürerek yargıda "siyasi sadakatin" belirleyici hâle geldiğini iddia etti.

Konuşmasının sonunda salondaki CHP lideri Özgür Özel'e de dönerek "Özgür Özel'le yürümek zamanıdır. Kimse merak etmesin, bu millet kazanacak" dedi.

Mahkeme, diploma iptaline ilişkin idari yargı sürecinin kesinleşmesinin beklenmesine karar vererek duruşmayı 25 Aralık 2026 tarihine erteledi.

"MİT Başkanı İbrahim Kalın neden konuşmuyor?"

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen "casusluk" davasındada söz alan İmamoğlu, davada örgüt yöneticisi olarak gösterilen Hüseyin Gün'ü tanımadığını, Gün'ün yalnızca "manevi anneannem" olarak tanımladığı merhum bir kadınla fotoğraf çektirdiği kişi olduğunu söyledi. İmamoğlu, "Hiç tanımadığım bir insan o davada altı örgüt yöneticisinden biri olarak gösteriliyor. Kendisiyle hiçbir ilişkim yok" dedi.

Savcılığın bu dosyaya büyük önem atfettiğini öne süren İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "turpun büyüğü" sözlerine gönderme de yaparak "Buradan 'turpun büyüğünü' yakalayacaklarını düşünüyorlar. Ancak burada da bir safsatayla karşı karşıyayız" ifadelerini kullandı. İddianameyi de "Konuları birbirine bağlayarak sonuç çıkarmaya çalışan tımarhanelik bir iddianame" sözleriyle eleştirdi.

MİT'e müzekkere yazıldığını ancak yanıt verilmediğini söyleyen İmamoğlu, "Niye konuşmuyor MİT Başkanı İbrahim Kalın niye konuşmuyor? MİT niye bir yazı yollamıyor? Ekrem İmamoğlu casus mu değil mi? Hüseyin Gün casus mu değil mi? Necati Özkan casus mu değil mi? Merdan Yanardağ casus mu değil mi? İbrahim Kalın, niçin yazı yazmıyorsun, niçin tek kelime etmiyorsun?" diye sordu. 

Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın da Hüseyin Gün'e bir yıl süreyle yazılı görev verdiğini hatırlatan İmamoğlu "Bu beyefendi, Hüseyin Gün, devlet adına çalıştı. Senin verdiğin imzalı kağıtla bir seneye yakın çalıştı. Bu insandan casus çıkar mı çıkmaz mı? Ya mert adam çıkar, konuşur kardeşim" ifadelerini kullandı.

"ABD ve İngiltere liderlerine sorulsun"

ABD Devlet Başkanı ve İngiltere Başbakanı'nın yarın NATO Zirvesi kapsamında Ankara'da olacağına dikkat çeken İmamoğlu sözlerini "Ona da sorabilir, sorsunlar. MI6'te var mı böyle birisi, Ekrem'le irtibat kurdu ya da CIA ile? Ya gülerler insana ya, gülerler ya. Ayıptır. Ahlaksızlar" diye sürdürdü.

İmamoğlu savunmasının sonunda da şunları söyledi:

"Ekrem İmamoğlu 16 milyonluk İstanbul'un seçilmiş belediye başkanıdır. Tarihinin en yüksek oyunu almış olan belediye başkanıdır. Tarihte bir daha olması belki de mümkün olmayan inşallah olur, hep ön seçimli olur 15,5 milyon insanın tercih ettiği Cumhurbaşkanı adayıdır. 25.1 milyon insanın imza vererek destek olduğu Cumhurbaşkanı adayıdır. Casus diyenin ağzını karışlarım, alnını karışlarım. Merdan Yanardağ, bu ülkenin saygın bir gazetecisidir. Necati Özkan, benim kadim dostum ve danışmanımdır. Bu iki insandan casus çıkmaz. Yazık etmeyin. Ben burada vereceğiniz kararı, eğer bu karar tutukluluğun devamı varsa, o kararı da tanımıyorum."

Casusluk davasında Yanardağ: Bu dava herkesi ilgilendiriyor

Casusluk davasının sanıklarından gazeteci Merdan Yanardağ ise davanın siyasi olduğunu savundu. Yanardağ, iddianameyi hazırlayan savcılardan Can Tuncay'ın bugün Adalet Bakan Yardımcısı olduğunu belirterek, "Bu davadan ceza çıkarsa Türkiye'de herkes casusluktan yargılanabilir" dedi.

Gazeteci Merdan YanardağFotoğraf: ANKA

Dosyaya esas alınan ifadelerde çelişkiler bulunduğunu öne süren Yanardağ'ın ardından söz alan Hüseyin Gün de iddianamede kendisine atfedilen bazı beyanların ifadesinde yer almadığını söyledi.

Mahkeme heyeti, BTK, Emniyet ve MİT'ten istenen dijital inceleme raporlarının henüz dosyaya ulaşmadığını belirledi. Savcılık ise tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamını talep etti.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün'ün tutukluluk halinim devamına karar verdi. Duruşma 29 Eylül'e ertelendi.

İBB davasında gözler İmamoğlu'nda

İBB'ye yönelik yolsuzluk davasında ise İmamoğlu İnşaat'ın Genel Müdürü Tuncay Yılmaz savunma yaptı. Yaklaşık 16 aydır tutuklu bulunduğunu belirten Yılmaz, Beylikdüzü Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile herhangi bir görev veya ilişkisinin bulunmadığını savundu. Ekrem İmamoğlu ile ilişkisinin yalnızca işçi-işveren ilişkisi olduğunu söyleyen Yılmaz, "Sırf İmamoğlu'na ait şirketlerin genel müdürü olmam nedeniyle dayanaksız ve soyut iddialarla tutuklu bulunuyorum" dedi.

Alican Uludağ 2008'den bu yana gazetecilik yapan Alican Uludağ, yargı ve insan hakları gibi konulara odaklanıyor.alicanuludag
Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik
Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği