1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Sivas Kongresi'nden bölünmenin eşiğine: 107 yıllık CHP

26 Mayıs 2026

Mutlak butlan kararı ile bölünmenin eşiğine gelen CHP, yaklaşık 107 yıllık tarihinde neler yaşadı? Milli Şef İnönü koltuğu Ecevit'e nasıl bıraktı, parti ne zaman kapatıldı?

Mutlak butlan kararı sonrası CHP'nin Ankara'daki merkezi önünde Özgür Özel'e destek için toplanan kalabalık
Mutlak butlan kararı sonrası CHP'nin Ankara'daki merkezi önünde Özgür Özel'e destek için toplanan kalabalıkFotoğraf: Efekan Akyuz/REUTERS

Kurtuluş Savaşı döneminde Mustafa Kemal Atatürk tarafından devrimin destekleyici unsuru olarak kurulan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) partiye mutlak butlan atanmasının ardından bugün tarihinin en kritik eşiklerinden birinde.

Yerel seçimlerde birinci çıkması ve daha önce hiç alamadığı pek çok belediyeyi kazanmasının ardından iktidarın baskısı altına giren CHP, Türkiye'nin en eski siyasi partisi.

Genel seçimlerdeki yenilginin ardından Kasım 2023'teki kurultayda genel başkanlık koltuğunu kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu geçtiğimiz günlerde istinaf mahkemesinin kararı ile tedbirli olarak CHP'nin başına atandı.

CHP'nin en son yaptığı 3 farklı kurultayda delegelerin oylarıyla seçilmiş olan Genel Başkanı Özgür Özel ise Pazar günü genel merkez binasından polis zoruyla çıkartılmasına rağmen halen milletvekili ve seçmenlerin çoğunluğunun desteğine sahip.

CHP'nin mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılan lideri Özgür Özel. Genel merkez binasından polis zoruyla çıkarıldıktan sonra Ankara'da bir TOMA üzerinde görülüyorFotoğraf: Republican People's Party press office/AFP

Bu köklü partinin bundan sonra yola nasıl devam edeceği, bölünüp bölünmeyeceği gibi çok sayıda soru henüz yanıtsız iken, Kurban Bayramı'nın ardından iki taraf arasındaki mücadelenin daha sertleşmesi bekleniyor.

Peki 4 Eylül 1919'da Sivas Kongresi ile kurulan CHP, yaklaşık 107 yılda hangi önemli dönüm noktalarından geçti?

CHP hangi şartlarda kuruldu?

Bugünkü adıyla CHP'nin kuruluş fikri Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nı ilk başlattığı döneme kadar uzanıyor. CHP'nin temelleri Kurtuluş Savaşı sırasında 1919'da oluşan "Müdâfaa-i Hukuk" gruplarına dayanıyor. Bu gruplar, Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti adını taşıyan örgütlenmelerle birleşti ve 1923'te Halk Fırkası'na dönüştü.

Partinin kuruluş tarihi 4 Eylül 1919'daki Sivas Kongresi olarak kabul ediliyor ve bu durum Atatürk'ün 1927 CHP Kongresi'nde yaptığı konuşmadaki şu sözlerine dayanıyor:

"Fırkamız bundan dokuz sene evvel meydana çıkmıştı. Bütün Anadolu ve Rumeli'yi kapsamak üzere ilk kongremiz Sivas'ta yapılmıştı. Dolayısıyla bugün açılışı ile iftihar ettiğimiz büyük kongremiz, Sivas Kongresi'nden sonra teşkilatımızın ikinci büyük kongresidir."

Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında askerleri teftiş ederkenFotoğraf: General Photographic Agency/Getty Images

Partinin resmi kuruluş tarihi ise 9 Eylül 1923.

CHP bu nedenle hem ilk kongresinin tarihi olan 4 Eylül'ü hem de resmi kuruluş dilekçesinin verildiği 9 Eylül'ü tüm bir hafta şeklinde kutluyor.

Parti, isminin önüne "Cumhuriyet" sözcüğünü ise 10 Kasım 1924'te aldı.

"Fırka" tabiri de 1935 kurultayında dünya ile uyum sağlanması için değiştirildi ve bugünkü Cumhuriyet Halk Partisi ismi belirlendi.

Cumhuriyetin ilanından önce Halk Fırkası adıyla kurulan parti yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin modernleşme ve reform hareketlerinin taşıyıcı siyasi gücü oldu.

Peki "altı ok" nasıl ortaya çıktı? Atatürk'ün devrimlerini yaptığı ve Cumhuriyet'in kurulduğu ilk yıllar dünyanın Birinci Dünya Savaşı'nın ardından siyasal ve ekonomik olarak büyük bir çalkantı içinde olduğu dönemdi.

CHP'nin 1931 yılındaki 3'üncü Kurultayı'nda tüzük yenilenerek partinin programı belirlendi ve bugün hâlâ temel ilkeler olarak görülen cumhuriyetçilik, laiklik, milliyetçilik, devletçilik, halkçılık ve inkılapçılıktan oluşan altı ilke yani "altı ok" parti programına dahil edildi.

İnönü'nün Milli Şef devri ve 2'nci Dünya Savaşı

Atatürk'ün ölümünün ardından 26 Aralık 1938'de toplanan partinin ilk olağanüstü kongresinde İsmet İnönü cumhurbaşkanı seçildi. Ayrıca Atatürk "partinin banisi ve ebedi şefi", İnönü ise "partinin değişmez genel başkanı yani Milli Şef" ilan edildi.

Akabinde İkinci Dünya Savaşı başladı. Türkiye İnönü'nün izlediği dikkatli politikayla savaş dışında kalmayı başarırken, büyük savaşın sona ermesinin ardından 1945'le birlikte dünyanın iki kutba bölünmesi ve Sovyetler Birliği'nin artan tehditleri ülkeyi Batı bloğuna ve ABD'ye yaklaştırdı.

1938-1950 yılları arasında cumhurbaşkanlığı yapan İsmet İnönü 1962'de İstanbul'da ticaret ve sanayi temsilcileri önünde konuşma yapıyorFotoğraf: London Express/picture-alliance/dpa

Sovyet Rusya tehdidine karşı ABD ile yakınlaşmanın gerekleri ve sonuçlarından birisi ise çok partili hayata geçilmesi oldu.

10 Mayıs 1946'daki CHP kongresinde İnönü'nün kendisinin verdiği önergeyle "değişmez genel başkanlık" son buldu; genel başkanın artık kurultayda seçilmesi kararlaştırıldı.

Bugün pek çok siyaset bilimci Milli Şef olarak o dönemde ülkedeki tek siyasi otorite ve aynı zamanda Kurtuluş Savaşı kahramanı olan İnönü'nün kendi kararı ve isteğiyle bunu yapmasını Türkiye demokrasi tarihi için atılan en önemli adımlardan biri olarak görüyor.

1950: CHP iktidarının sonu

CHP tarihi için bir diğer önemli tarihi dönüm noktası ise 14 Mayıs 1950 seçimleri.

Kurucu parti CHP 27 yıllık iktidarını 1950 seçimleriyle 1946'da İnönü'nün de teşvikiyle kurulan Demokrat Parti'ye devretmek durumunda kaldı.

Demokrat Parti'nin 27 Mayıs askeri müdahalesiyle görevden alınmasının ardından yapılan ilk genel seçimde ise CHP en çok oyu almasına rağmen tek başına iktidar olacak çoğunluğa ulaşamadı. Adnan Menderes'in idamından 32 gün sonra gerçekleştirilen 1961 seçimleri sonucunda Türkiye ilk kez koalisyon hükümeti ile tanıştı.

Bu dönem aynı zamanda CHP'nin kimlik arayışında olduğu bir dönem olarak görülüyor.

1960'larda ekonomik ve sosyal sorunların daha ön plana çıkması, sol siyasetin güçlenmesi ve Türkiye İşçi Partisi'nin CHP tabanı üzerindeki etkisi gibi faktörlerle parti için "ortanın solu" olarak adlandırılan yeni bir siyasal kimlik belirlendi.

Ecevit dönemi ve "Demokratik Sol"

CHP tarihindeki önemli bir diğer dönüm noktası ise 12 Mart 1971 muhtırası.

CHP Genel Başkanı İnönü ile partinin Genel Sekreteri Bülent Ecevit'in muhtıraya bakışlarındaki farklılık, partinin bir süre sonra kurultaya gitmesine yol açtı ve İnönü'nün siyaseti bırakmasının başlangıcı oldu.

Bülent Ecevit, 1979 yılında Rize'de bir miting sırasında konuşma yapıyorFotoğraf: Keystone/Getty Images

Parti delegelerinin büyük bölümünün Ecevit'i desteklemesinin ardından İnönü yaklaşık 34 yıldır sürdürdüğü genel başkanlık koltuğunu bıraktı. 14 Mayıs 1972'deki kurultayda ise Ecevit CHP'nin Atatürk ve İnönü'den sonraki üçüncü Genel Başkanı seçildi.

Bu gelişme, Türk siyasetinde parti içi mücadeleyle genel başkanın değiştiği ilk örnek oldu. Partilerde iç demokrasinin ve tabanın iradesinin üstünlüğünü gösterirken,

İnönü'nun kurultayda seçim kaybını kabul ederek istifa etmesi siyaset bilimciler tarafından “siyasi olgunluk” olarak gösterilir. Aynı zamanda İnönü'nün delegelerin kararına saygı duyduğunu belirtmesi ve ardından sarf ettiği “Ben partiyi bırakmadım, parti beni bıraktı” sözleri hala hafızalardadır.

Ecevit parti başkanlığına gelmesinin ardından "sosyal demokrat" ya da "sosyalist" bir parti olmadıklarını göstermek adına CHP'nin çizgisi için "demokratik sol" tabirini kullanmaya başladı ve kendilerine özgü bir "sol parti anlayışı" getirdiklerini şöyle anlattı:

"Kendi sol anlayışımızı, kendimiz, Türkiye'nin toplumsal koşullarına göre oluşturduğumuz içindir ki, bizim sol doğrultumuzu tanımlayacak yeni bir terim oluşturduk: Demokratik Sol."

1980 darbesi ve CHP'ye kapatma

12 Eylül 1980 darbesi hem demokrasi için hem de CHP ve diğer siyasi partiler için gerçek anlamda bir darbe oldu. Bütün partiler gibi CHP de kapatıldı.

Her ne kadar CHP gelecek Eylül ayında 107. yaşını kutlayacak olsa da 1980 yılından yeniden kurulduğu 1992 yılına kadar parti kapalı kaldı.

1982'den 1992'ye kadar ise CHP tabanını kapsayacak Halkçı Parti ve SODEP gibi partiler kuruldu. Bu iki parti 3 Kasım 1985'te birleşerek Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) ismini aldı.

SHP 1989 yerel seçimlerinde yüzde 28,69 oy oranına erişerek birinci parti oldu; 1991 genel seçimlerinden sonra Doğru Yol Partisi (DYP) ile koalisyon kurdu.

CHP'nin yeniden kurulması ve Baykal dönemi

CHP 12 yılık aranın ardından 1992'de Deniz Baykal tarafından yeniden kuruldu. 1981'de hazineye devredilen mallar geri alındı ve CHP bir toparlanma dönemine girdi.

Murat Karayalçın liderliğindeki Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) 1995'te CHP'ye katılırken Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı olarak Ecevit 90'ların sonlarına doğru yükselişe geçti.

DSP o yıllarda farklı partilerle koalisyon hükümetleri kurarken, 18 Nisan 1999'daki seçimde Ecevit'in DSP'si birinci parti oldu. CHP ise seçim barajını geçemeyerek askeri darbe dönemi dışında ilk kez TBMM dışında kaldı. Bu dönemde Altan Öymen partiyi toparlamak için çok kısa süre genel başkanlığı üstlendi.

Hikmet Çetin ise 1995'de Baykal'ın istifa etmesinin ardından 7 ay genel başkanlık yaptı.

CHP'nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal, yaşlılık ve hastalık döneminde TBMM'de tekerlekli sandalye ile konuşma yaparkenFotoğraf: DHA

Baykal, yaklaşık birer yıllık iki kesinti dışında partinin ikinci kez açıldığı 1992'den sonra yaklaşık 15 yıl 8 ay CHP genel başkanı oldu.

2010'da ise özel hayatının sergilendiği kaset kumpasının ardından istifa etti ve yerine Kemal Kılıçdaroğlu geldi.

Kılıçdaroğlu dönemi ve Özel'in gelişi

2010'dan 2023'e kadar 13 yıl partinin genel başkanlığını yapan Kemal Kılıçdaroğlu 14 Mayıs genel seçimlerindeki yenilginin ardından Kasım 2023'teki 38'inci Olağan Kurultay'da seçimi değişimci ekibe karşı kaybetti.

Mahkeme kararıyla yeniden CHP'de genel başkanlık koltuğuna getirilen Kemal KılıçdaroğluFotoğraf: Ugur Yildirim/Dia Photo/AP Photo/picture alliance

Kılıçdaroğlu döneminde CHP'nin en akılda kalan ve seçmen nezdinde beğeni toplayan icraatı Ankara'dan İstanbul'a 2017 yazında yapılan Adalet Yürüyüşü oldu.

Kılıçdaroğlu'nun 2023 genel seçimleri öncesi CHP'nin geçmişinde olduğunu iddia ettiği hataları için uyguladığı “helalleşme” politikası ise kendi tabanı tarafından çok tartışıldı ve bazılarınca eleştirildi.

Genel seçimlerde toplumdaki karşılıkları yüksek olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ya da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın yerine cumhurbaşkanlığı adaylığı için kendi isminde ısrar etmesi ve seçimin kaybedilmesi CHP tabanında çok büyük bir kırılma ve öfke yarattı. 2023 Kasım ayında yönetimi alan Özgür Özel ve İmamoğlu'nun başını çektiği değişimci ekip 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde önemli başarı elde ederken, Ekim 2024 ile birlikte ise iktidarın baskısı ile karşı karşıya kaldı.

Bu kapsamda başta İmamoğlu olmak üzere CHP'li çok sayıda belediye başkanı tutuklu yargılanırken, iktidarın CHP üstündeki baskısının bir sonraki genel seçimlere kadar farklı yöntemlerle devam etmesi bekleniyor.

Pek çok farklı kurumun anketine göre mutlak butlan kararı öncesinde CHP ile AKP yüzde 30 oy bandında hareket ederken, toplumda iktidarın oylarını daha fazla artıramadığı için bu baskıyı kurduğuna yönelik düşüncenin oranı yüksek.

Gülsen Solaker Dış politika ve iç siyasi gelişmeler ağırlıklı olarak 1997’den beri çalışan gazeteci.
Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği