Sosyal Demokratların başbakan adayı Steinmeier
8 Eylül 2008
Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD) Genel Başkanı Kurt Beck'in ani istifası şaşkınlık yaratırken, 2009 yılında yapılacak seçimler için Sosyal Demokratlar'ın başbakan adayı belli oldu.
Halkın büyük sempatisine sahip olan ve partili arkadaşlarının da desteğini kazanan Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier, Hristiyan Birlik Partileri'ne karşı Sosyal Demokratlar'ın başbakan adayı olarak yarışacak.
Dışişleri Bakanı Steinmeier, önceki aylarda hakkında yapılan başbakan adaylığı spekülasyonlarını yalanlamış, parti içi hiyerarşiye uygun olarak Genel Başkanı Kurt Beck'in adaylığını destekleyeceğini vurgulamıştı.
" Bana göre başbakan adaylığına en uygun kişi Kurt Beck'tir” diyen Steinmeier, “Başbakanlık yolunda ona sonuna kadar destek olacağımdan herkes emin olmalıdır” demişti.
Steinmeier, hafta sonunda Genel Başkan Kurt Beck'in istifasını sunmasının ardından yaptığı basın toplantısında ise bambaşka bir tablo çizdi. Kendinden emin görünen Dışişleri Bakanı'nın, uzun süredir bu göreve hazırlandığı sözlerinden anlaşılıyordu. Steinmeier, iddialı konuştu:
"Sosyal Demokratların Başbakan adayı olarak partimizi seçimlere taşımaya hazırım. Parti genel kurulu, yeni bir lider seçilene kadar parti genel başkanlığını yürütmem yönünde de karar aldı. En kısa zamanda olağanüstü bir kurultay için tarih belirleyip, yeni genel başkanımızı saptayacağız. Benim önerim Franz Müntefering'in aday gösterilmesiydi ve parti yönetimimiz bu teklifime onay verdi."
Kamuoyu onu 3 yıl önce tanıdı
Steinmeier, 2005 yılında Hristiyan Birlik ile kurulan koalisyon hükümetinde Dışişleri Bakanlığı'na getirildiğinde halkın tanımadığı, yeni bir isimdi. 1956 yılında, Türk kökenli göçmenlerin de yoğun yaşadığı Kuzey Ren Vestfalya eyaletindeki Detmold kasabasında doğan Steinmeier, Sosyal Demokrat Parti'ye 1975 yılında üye oldu. Tipik bir Sosyal Demokrat aileden gelen Steinmeier'in annesi bir fabrikada işçi, babası ise marangozdu. Steinmeier, aslında mimar olmak istiyordu. Daha sonra kararını değiştirerek hukuk ve siyasi bilimler okudu, ardından bir kaç yıl Giessen Üniversite'sinde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
Steinmeier'in aktif siyasete atılması ise 90'lı yıllarda gerçekleşti. İlk olarak eski başbakan Gerhard Schröder'in Aşağı Saksonya Eyaleti başbakanı olduğu dönemde buradaki Devlet Müsteşarlığı'nda çalıştı. 1996 yılında Schöder, Steinmeier'i Devlet Müsteşarlığı'na atadı. İki yıl sonra Sosyal Demokratlar'ın Yeşiller Partisi ile hükümete gelmesi üzerine hem Schröder hem de Steinmeier Berlin'e gittiler.
Schröder’in sağ kolu
Schröder Başbakan olurken Steinmeier de Devlet Müsteşarı ve Gizli Servis'den sorumlu hükümet üyesi olarak görev yaptı. 1999 yılında Başbakanlık Müsteşarlığı görevine getirildi.
Schröder'in başbakan olduğu Sosyal Demokrat- Yeşiller koalisyonunun sona ermesinden sonra Histiyan Birlik Hükümeti ile kurulan yeni koalisyonda Dışişleri Bakanı olarak göreve başladı.
Hem Almanya'da hem de uluslararası arenada icraatların adamı, olaylara hassas yaklaşıp, çözüme yönelik düşünen, diplomasi yeteneği güçlü olarak tanınan Steinmeier, Afganistan'a asker gönderilmesi gibi tartışmalı bir konuda da kamuoyunun karşısına çıkarak, açıkca konuşmayı tercih etti.
" Biz Afganistan'da yeni işgalci güç olmak istemiyoruz. Oradaki birliklerimiz elbette güvenlik için de çaba harcayacaklar. Bu da zorunlu olması halinde askerlerimizin ateşli silah kullanacağı anlamına da geliyor."
Steinmeier’in en zor günleri
Steienmeier'in kariyeri sırasında en fazla köşeye sıkıştığı konu ise uluslararası terörle mücadele konusunda oldu. Schröder döneminde Başbakanlık Müsteşarlığı yaptığı sırada, Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA)’in terör zanlılarını Avrupa'da gizlice tutuklayıp, başka ülkelere naklettiğinden haberdar olması ve göçmen kökenli Alman vatandaşlarının terör zannı ile tutuklanması sırasında onları kurtarmak için yeterli çaba göstermemekle suçlandı. Federal Parlamento'nun soruşturma komisyonunda ifade veren Steinmeier, lafı yine dolandırmadı ve bazı dönemlerde zor kararların alınması gerektiğini ve böylesi dönemlerde hukuk devleti kuralları çerçevesinde en doğru kararları verdiğini savundu. Bunun gelecekte de başka türlü olmayacağını vurguladı.
CIA'in faaliyetlerini bilmesi ve buna karşı bir adım atmaması bile Steinmeier'in halk içindeki sempati değerlerini olumsuz etkilemedi. Steinmeier muhafazakâr hükümet ortağı Hristiyan Birlik Partileri ile yaşanan krizlerde bile Başbakan Angela Merkel'e karşı güven sergilemesi ile beğeni ve takdir topladı.
Partisinin solcu kanadının şüpheli yaklaştığı Steinmeier 2007 yılında Genel Başkanlık seçimlerine aday oldu ancak koltuğu daha fazla oy alan Kurt Beck'e kaptırdı.