Suriye'de "Rojava projesinin" sonu mu geliyor?
20 Ocak 2026
Suriye'de Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında Pazar günü varılan ateşkes anlaşmasıyla ilgili görüşmelerin olumsuz geçmesinin ardından SDG direniş çağrısında bulundu.
Suriye'deki geçici yönetimin Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile SDG Komutanı Mazlum Abdi arasında dün yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalmasıyla Suriye ordusunun operasyonlarını genişletmesi bekleniyor.
En son sahadan Suriye ordusunun Haseke'ye girdiğine ilişkin bilgiler geliyor.
Bu çerçevede ülkenin kuzey ve kuzeydoğusunda uzun yıllardır varlığını özerk bir yönetim olarak sürdüren "Rojava projesinin" sonunun gelip gelmediği sorusu gündemde.
Peki "Rojava projesi" nedir, Suriye'deki Kürtler için neden önemli? Omurgasını Türkiye'nin terör örgütü olarak kabul ettiği Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) oluşturduğu SDG nasıl güçlendirildi ve bu aşamaya nasıl gelindi?
Rojava, Kürtler için neden önemli?
"Rojava" terimi sadece Kobani'yi değil Suriye'nin kuzeyi ve kuzeydoğusunda 2012'den sonra özerkleşen tüm bölgeyi kapsayan, genel bir coğrafi ve siyasi isim olarak biliniyor.
Kelime anlamı Kürtçede "Batı" olan Rojava, içine Türkiye, İran, Irak ve Suriye'deki bölgeleri alan "Büyük Kürdistan" hayalinin batı kısmını oluşturuyor.
Bu çerçevede Suriye'nin kuzeydoğusundaki bu özerk yapı, ABD ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak kabul edilen PKK'nın lideri Abdullah Öcalan liderliğindeki hareket için bir çeşit "ulusal kimlik inşası projesi" olarak görülüyor.
"Rojava" bölgesinin kilidi ise Kobani kenti. Arapça'da Ayn El Arab denilen Kobani, Suriye'deki iki büyük Kürt yerleşim bölgesinin yani Afrin ile Cezire'nin arasında yer alıyor ve bir çeşit köprü görevi üstleniyor.
Özerk yönetimde Öcalan'ın teorilerine göre kurulan ve yerel meclislere dayanan "demokratik konfederalizm" ismini taşıyan yönetim modeli uygulanıyor.
Suriye'de 2011 öncesinde Kürtler vatandaş olarak değil "yabancı" sayılırken, kimlik kartı alamıyor, mülk edinemiyordu. Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın 16 Ocak'ta yayımladığı kararname ile ise Kürtlerin Suriye'nin "temel ve asli bir parçası" olduğu duyurularak, Kürtçe "ulusal dil" olarak tanındı, Nevruz resmi tatil ilan edildi ve Kürtlere vatandaşlık hakkı verildi.
SDG nasıl kuruldu, nasıl gelişti?
Suriye'de SDG olarak bilinen oluşum her ne kadar Suriye İç Savaşı sırasında kurulmuş olsa da kökeni bir üst çatı örgüt olarak daha eskiye dayanıyor.
1970'li yılların sonunda Türkiye'de kurulan PKK'nın lideri Öcalan'ın 1979'da Suriye'ye kaçması ve Esad yönetimi tarafından korunması ile PKK'nın Suriye alt örgütlenmesi olarak bilinen Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) temeli atıldı. Resmi olarak Eylül 2003'te kurulan PYD, asıl etkinliğini Suriye İç Savaşı ile birlikte kazandı.
2011'de Suriye'de Arap Baharı'nın etkisinin görülmesi ile birlikte Esad'ın muhaliflere yönelik sert tutumu sürerken PYD'nin askeri yapılanması olan ve Türkiye'nin PKK'nın Suriye kolu olarak görüldüğü YPG, ülkenin kuzeydoğusunda Afrin, Ayn el Arab ve Haseke bölgelerini kontrol altına alarak bölgesel yönetimler kurdu. Bu esnada Esad yönetimi diğer muhaliflere daha sert bir baskı kurarken YPG'nin bu yönetim biçimine ise göz yumdu.
Suriye'deki karmaşık denkleme Irak'tan IŞİD unsurlarının girmesi ise SDG'nin kurulmasına imkân sağladı.
ABD'nin IŞİD'e karşı mücadele gerekçesiyle destek verdiği SDG'nin kuruluşu 11 Ekim 2015'te Haseke'de duyuruldu. Yaklaşık yüzde 80'ini YPG'nin oluşturduğu SDG'ye daha küçük oranda diğer etnik kimliklerden de üyeler dahil edildi.
Kobani kuşatması dönüm noktası
YPG'nin uluslararası alandaki tanınırlığı 2014-2015 yıllarındaki Ayn El Arab/Kobani kuşatması ile oldu.
IŞİD, Irak'ta Musul'u ele geçirmesinin ardından Suriye'de Rakka'yı "başkent" ilan etti ve sonra da Türkiye sınırındaki stratejik öneme sahip Kobani'yi kuşattı. Tanklar ve ağır silahlarla saldıran IŞİD kısa sürede kentin dış mahallelerine kadar ilerlerken, bu savaştan kaçan on binlerce Suriyeli ise Türkiye sınırına yığıldı.
Kuşatma sırasında ABD, IŞİD'in Kobani'yi ele geçirmesini engellemek için havadan YPG'ye silah yardımında bulunurken yoğun hava bombardımanı da yaptı. Böylelikle daha sonra isminin SDG olacağı ABD-YPG ittifakının ilk adımları atılmış oldu.
O dönemde Türkiye'deki çözüm sürecini de etkileyen Kobani ile ilgili gelişmeler uluslararası alanda yakından takip edilirken, Kobani'nin düşmemesi için Türkiye'nin onayı ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nden bir peşmerge birliği ağır silahlarla Türkiye toprakları üzerinden Kobani'ye geçiş yaptı. Ayrıca bazı Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) grupları da kentin savunmasına dahil oldu.
Etkili bir savunma ile 26 Ocak 2015'te IŞİD Kobani'den tamamen temizlendi.
Kobani kuşatmasının ardından neler oldu?
Kobani kuşatmasının IŞİD'e karşı kazanılmasının ardından Suriye'deki bu bölge YPG'nin uluslararası meşruiyet kazandığı, bu sürecin daha sonra SDG'nin kurulmasına zemin hazırladığı bir merkeze dönüştü.
Bu oluşum aynı zamanda Türkiye-ABD ilişkilerinde de sorunlu bir alan haline geldi.
PYD'nin 2014 Ocak ayında özerklik ilan ettiği Afrin, Kobani ve Cezire kantonları arasında Kobani, sembolik bir anlamla özerk yönetimin kalbi haline geldi.
Kobani'nin IŞİD'den temizlenmesinin ardından ise birbirinden kopuk olan Cezire ve Kobani kantonlarının birleştirilmesi hedeflendi. Bu doğrultuda Kobani ile doğusundaki Cezire arasında yer alan ve o dönemde IŞİD'in kontrolündeki Tel Abyad ele geçirildi.
Böylece iki özerk yapı fiilen birleşti ve Türkiye sınırının geniş bir bölümü 2015'ten itibaren SDG/YPG kontrolüne geçti; bu yapı 6 Eylül 2018'de "Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi" adıyla kurumsallaştırıldı.
Türkiye'nin bölgeye operasyonları
Bu durum Türkiye'nin "terör koridoru" endişesini en üst seviyeye çıkardı ve bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından bazı sınır ötesi harekatlar düzenlendi.
2016'da Fırat Kalkanı operasyonu ile SDG'nin Kobani'den batıya geçip Afrin ile birleşmesi engellenirken, 2019'daki Barış Pınarı operasyonu ile Kobani'nin doğusundaki Tel Abyad ve Resulayn bölgesi Türkiye ve desteklediği ÖSO gruplarınca alındı.
Bu arada Barış Pınarı operasyonunun ardından ABD bölgeden kısmi çekilme kararı alırken; SDG Kobani'yi korumak için Rusya ve Esad rejimiyle protokol imzaladı. Kentin sınır hatlarına ilk kez yıllar sonra Suriye bayrağı asıldı ve Kobani o dönemde "fiilen SDG'nin, hukuken ise Esad rejiminin" olduğu gri bir bölgeye dönüştü.
Esad'ın düşmesiyle oyun nasıl değişti?
"Rojava projesi" için en önemli değişken Beşar Esad rejiminin Aralık 2024'te ani bir şekilde düşmesi oldu.
Muhalif güçlerin hızla ilerlemesi ve o dönemde Heyet Tahrir Şam (HTŞ) örgütünün lideri olan Şara'nın geçiş hükümetinin başına gelmesi SDG için "altın çağın" bitişi olarak değerlendirildi.
Bu arada Donald Trump'ın 20 Ocak 2025'te ikinci kez ABD Başkanlık koltuğuna oturmasıyla ABD'nin Suriye politikası da "IŞİD ile mücadele için YPG ile ittifaktan" daha farklı odaklara kaydı.
ABD'yi, YPG'nin PKK'nın Suriye kolu olduğuna ikna edemeyen Ankara için Trump yönetimi Suriye'deki denklemin bir başka önemli katalizörü oldu. Trump yaptığı açıklamalarda Esad sonrası Suriye'nin inşasında Türkiye'yi birincil ortak olarak gördüğünü belirtti ve Şara'yı Washington'da ağırladı.
Esad'ın gidişi ile oyun planını değiştiren bir başka gelişme ise İran'ın etkisinin zayıflaması oldu. İran'ın Suriye'deki askeri varlığı büyük darbe alırken, İran ile SDG arasındaki iş birliği İran'ın sahayı terk etmesiyle çöktü. Her ne kadar İsrail ile bazı temaslar kurulsa da SDG bölgede yalnız kaldı.
SDG'nin gelir kaynakları nelerdi?
SDG'nin ABD desteğiyle ele geçirdiği bölgeler ülkenin doğal kaynaklar açısından zengin bölümlerini oluşturuyordu.
Fırat Nehri ile su kaynaklarına ve Tişrin Barajı'yla hidroelektrik üretim kapasitesine sahip olan özerk yönetim, Deyr ez-Zor bölgesindeki petrol ve doğal gaz kaynaklarıyla da önemli gelirlere ulaşmıştı.
Suriye'nin en verimli tarım alanları da ülkenin kuzeydoğusunda olduğu için özerk yönetim bunu da kontrol altına almıştı.
Uzmanların değerlendirmelerine göre Suriye'nin sulanabilir alanlarının yüzde 50'si, enerji kaynaklarının yüzde 70'i ve su potansiyelinin yüzde 95'i özerk yönetimin kontrolü altındaki bölgelerde bulunuyordu.
Bu arada SDG'ye ABD de maddi yardımda bulunuyor. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), 2025-2026 mali yılı savunma bütçesi kapsamında SDG'ye yaklaşık 130 milyon dolar civarında kaynak ayırdı. Bu desteğin Trump'ın politikaları sonucu bir sonraki yıl için devam edip etmeyeceği ise henüz bilinmiyor.