1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Türkiye'de madenciler neden eylemde?

15 Haziran 2026

Özşen Madencilik'teki açlık grevi ve silahlı saldırı iddiası dikkatleri yeniden madenci eylemlerine çevirdi. Dört ilde süren protestolar, sektörde işçi alacakları sorununu gündeme taşıyor.

Özşen Madencilik çalışanları eylem sırasında
Özşen Madencilik çalışanları haklarını almak için Mayıs ayında başladıkları eylemi sürdürüyorFotoğraf: ANKA

Türkiye'nin farklı bölgelerinde madenciler aylardır alamadıklarını söyledikleri ücret ve tazminatlar için eylemde. Ancak son günlerde Edirne'deki Özşen Madencilik'te yaşananlar, işçi alacakları nedeniyle başlayan mücadelenin geldiği noktayı gözler önüne seriyor.

Yer altında açlık grevi yapan işçilerin eyleminin 26'ncı gününde, Bağımsız Maden-İş Sendikası işçilere, ailelerine ve sendika yöneticilerine yönelik silahlı saldırı girişiminde bulunulduğunu öne sürdü. İddialar hakkında yetkili makamlardan henüz bir açıklama gelmedi. Ancak yaşananlar, son haftalarda Ankara, Giresun ve Trabzon'da da devam eden madenci eylemlerini yeniden gündeme taşıdı.

Farklı illerdeki eylemlerin ortak noktası işçilerin ödenmediğini söylediği ücretler, tazminatlar ve diğer işçilik alacakları. Sendikalar bunun münferit vakalar olmadığını savunurken, uzmanlar madencilik sektöründe uzun süredir biriken sorunların görünür hale geldiğini belirtiyor.

Ücretlerini alamayan madenciler

Son dönemdeki eylemlerin en görünür adreslerinden biri Edirne'deki Özşen Madencilik oldu. Şirketin konkordato sürecine girdiği dönemde işçiler, aylardır ücret ve hak kayıpları yaşadıklarını belirterek eyleme başladı. Protestolar ilerleyen günlerde yer altındaki açlık grevine dönüştü.

DW Türkçe'ye konuşan Bağımsız Maden-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, Özşen Madencilik'in uzun yıllar boyunca çeşitli kamu teşviklerinden yararlandığını belirtiyor. Aksu, şirketin SGK prim teşvikleri, vergi muafiyetleri, arazi tahsisleri ve düşük faizli kredilerden faydalandığını savunuyor.

Aksu'ya göre şirketin yaşadığı sorunların arkasında yalnızca ekonomik koşullar değil, yönetim tercihleri de bulunuyor. "Bu süreçte yanlış üretim politikaları, yanlış yatırım politikaları ve kötü yönetim etkili oldu" diyerek konkordato sürecine giden dönemde işçi alacaklarının aşamalı olarak budandığını öne sürüyor.

"Yaklaşık bir buçuk yıldır işçilerin mesai alacaklarını, ücretlerini kese kese gelmişler. En sonunda maaş ödeyemez duruma gelmişler."

Benzer bir süreç Ankara'da Doruk Madencilik'te de yaşandı. Yıldızlar SSS Holding'e bağlı işletmede çalışan işçiler, ücret ve tazminat alacaklarının ödenmesi talebiyle aylar önce Eskişehir'den Ankara'ya yürüdü, açlık grevi yaptı ve çeşitli bakanlıklarla görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmelerin ardından ödeme sözü verildi ancak işçiler taahhütlerin yerine getirilmediğini belirterek yeniden eyleme başladı. Son olarak 12 Haziran'da Beypazarı'ndan Ankara'ya yürüyüş başlatan işçiler polis engeliyle karşılaştı.

Doruk Madencilik çalışanları Nisan ayında haklarını almak için yaptıkları eylemde polis müdahalesi ile karşı karşıya geldiFotoğraf: Adem Altan/AFP

Aynı holding bünyesindeki Nesko Maden işletmelerinde çalışan işçiler de benzer gerekçelerle seslerini duyurmaya çalışıyor. Giresun'un Şebinkarahisar ilçesinde işçiler ücret alacakları nedeniyle protestolar düzenlerken, Trabzon'un Yomra ilçesindeki madenciler de aylardır maaş alamadıklarını belirterek meydanlara çıktı.

İşletmeler farklı olsa da işçilerin anlattığı sorunlar büyük ölçüde aynı: Ödenmeyen ücretler, geciken tazminatlar ve tahsil edilemeyen işçilik alacakları.

"İşçilerin birikimlerine de çökülüyor"

Başaran Aksu'ya göre son dönemde yaşananlar yalnızca ekonomik sıkıntılarla açıklanamaz.

"Maden iş kolundaki büyük işletmeler işçi ücretlerini finans, banka yoluyla, faiz değerlendirmeleriyle, yani işçilerin maaşlarını ve tazminatlarını geciktirerek yeni kârlar elde ediyorlar. Sonuçta enflasyon yoluyla da bu işçi alacakları sürekli değer kaybediyor. Onlar hem enflasyonun değersizleştirdiği süreçten yararlanıyor hem de finansallaşmadan kazanç sağlıyorlar" diyen Aksu, yaşananların yalnızca ücretlerin geç ödenmesi meselesi olmadığını savunuyor.

"Bu, işçilerin birikimlerine de çökmek demek. Bunu bir muhasebe ve insan kaynakları politikası olarak her yerde yürütüyorlar" ifadelerini kullanan Aksu, Doruk Madencilik'in bunu uzun yıllardır uyguladığını öne sürüyor.

"Doruk Madencilik bunu çok uzun yıllardır yapıyor. Onların ekstra özelliği işçileri zorunlu ücretsiz izinlere tabi tutarak, işletmeleri geçici sürelerle kapatarak, işçileri işten ayrılmaya zorlayarak, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarından hukuk yollarına başvurmadan vazgeçmelerini sağlamaya çalışmaları. Böyle bir sermaye birikim politikası izliyorlar. Vahşi, köleci bir politika" diyor.

Aksu, Doruk Madencilik'te başlayan direnişin ardından Elazığ'daki Eti Gümüş başta olmak üzere farklı işletmelerdeki işçilerin de benzer sorunları dile getirmeye başladığını belirtiyor.

Aynı holdingin farklı işletmelerinde kriz

Son dönemdeki eylemlerin dikkat çekici yönlerinden biri de protestoların önemli bölümünün aynı şirketler grubuna bağlı işletmelerde yaşanması.

Ankara'daki Doruk Madencilik ile Giresun ve Trabzon'daki Nesko Maden işletmeleri Yıldızlar SSS Holding bünyesinde faaliyet gösteriyor.

Madencilik, enerji ve sanayi alanlarında faaliyet gösteren grup; Eti Gümüş, Yıldız Bakır ve çeşitli maden şirketleriyle Türkiye'nin büyük madencilik grupları arasında gösteriliyor.

Bu nedenle yaşananlar yalnızca tek tek işyerlerinde ortaya çıkan uyuşmazlıklar olarak değil, aynı grup bünyesindeki farklı işletmelerde benzer sorunların gündeme gelmesi açısından da dikkat çekiyor.

Aksu, "Doruk Madencilik bunu sistematik hale getirmiş" diyerek yaşananların bir insan kaynakları ya da muhasebe tercihi olmanın ötesinde, işçi alacaklarının ertelenmesine dayanan bir politika olduğunu savunuyor.

Sektör büyürken işçiler neden eylemde?

Madencilik sektörü son yıllarda üretim ve ihracat açısından büyümeyi sürdüren alanlardan biri olarak öne çıkıyor.

Bağımsız Maden İş Sendikası, hafta sonunda sendika yöneticilerine ve işçilere silahlı saldırı girişim olduğunu iddia ediyorFotoğraf: ANKA

Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre sektörün ihracatı son yıllarda yıllık yaklaşık 6 milyar dolar seviyesinde seyrediyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da Türkiye'nin maden çeşitliliği bakımından dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını vurguluyor.

Öte yandan sektördeki istihdamın büyüklüğü daha sınırlı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe yaklaşık 140 bin kişi çalışıyor.

DW Türkçe'ye konuşan Çalışma Ekonomisi Uzmanı Özgür Müftüoğlu ise son yıllarda madencilikte yalnızca üretimin değil sömürünün de derinleştiği görüşünde.

Müftüoğlu, "Doğa nasıl sınırsız bir sömürü alanı olarak madenciliğe açılmışsa, buradaki emek de sömürüye açılmış durumda" diyor.

Madenciliğin ağır ve tehlikeli bir işkolu olduğunu hatırlatan Müftüoğlu, normal koşullarda bu alanda çalışanların haklarının daha güçlü korunması gerektiğini belirtiyor.

"Madencilik özel bir alandır. Ağır ve tehlikeli bir iş koludur. Dolayısıyla burada hem iş güvenliği açısından hem de çalışanların haklarının sağlanması açısından daha hassas davranılması gerekir" ifadelerini kullanıyor.

Müftüoğlu'na göre son dönemde bunun tam tersi bir tablo ortaya çıktı ve çalışma yaşamındaki ihlaller karşısında denetim mekanizmaları yeterince işletilmedi.

İş cinayetleri gölgesinde bir sektör

Madencilik sektörü Türkiye'de uzun yıllardır yalnızca ücret ve çalışma koşullarıyla değil, iş cinayetleriyle de gündeme geliyor.

2014 yılında Soma'da 301 madencinin yaşamını yitirdiği facia, sektör tarihinin en büyük işçi katliamlarından biri olarak hafızalarda yerini koruyor. Sonraki yıllarda Ermenek, Amasra ve İliç gibi örnekler de madencilik faaliyetlerindeki riskleri yeniden gündeme taşıdı.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin verilerine göre 2013-2025 yılları arasında maden işkolunda en az bin 267 işçi hayatını kaybetti. Raporda ölümlerin önemli bölümünün göçük, ezilme, patlama, zehirlenme ve boğulma gibi nedenlerden kaynaklandığı belirtiliyor.

İş güvenliği alanındaki tartışmalar sürerken son dönemdeki eylemler, sektörde ücretlerin ödenmemesi ve işçi alacaklarının tahsil edilememesi sorununu da yeniden görünür hale getiriyor.

Müftüoğlu, madencilerin yalnızca ağır koşullarda çalışmadığını, çoğu zaman emeklerinin karşılığını da alamadığını söylüyor.

"Hem hayatlarını ortaya koyuyorlar hem de çok büyük bir emek sarf ediyorlar. Bunun karşılığını da alamıyorlar. Bırakın karşılığını almayı, normal almaları gereken ücreti bile alamıyorlar" diyen Müftüoğlu, bunun sektördeki tepkiyi büyüten temel nedenlerden biri olduğunu belirtiyor.

Yapısal bir soruna mı işaret ediyor?

Ankara, Edirne, Giresun ve Trabzon'da devam eden eylemler tek başına tüm madencilik sektörünün durumunu açıklamaya yetmiyor.

Ancak farklı bölgelerde çalışan işçilerin benzer taleplerle eylem yapması, sorunun münferit işyeri uyuşmazlıklarının ötesine geçtiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.

Özellikle aynı holding bünyesindeki farklı işletmelerde ortaya çıkan protestolar ile Özşen Madencilik'teki açlık grevi ve silahlı saldırı iddiası, sektördeki sorunların daha görünür hale gelmesine yol açtı.

Müftüoğlu'na göre madencilerin hak arama mücadelelerinde öne çıkması tesadüf değil. Madencilerin tarihsel olarak da en örgütlü ve mücadeleci işçi kesimlerinden biri olduğunu belirten Müftüoğlu, ağır çalışma koşullarının ve ortak üretim ortamının dayanışmayı güçlendirdiğini ifade ediyor.

Bu nedenle son dönemdeki madenci eylemleri yalnızca birkaç işletmede yaşanan ücret anlaşmazlıkları olarak değil, sektörde uzun süredir biriken sorunların dışavurumu olarak değerlendiriliyor.

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği