1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

İranlı sığınmacılar: Muhaliftim, 64 kırbaç yedim, kaçtım

4 Aralık 2020

DW Türkçe, İran’dan siyasi sebeplerle ya da can güvenliği endişesiyle Türkiye’ye sığınanlarla konuştu. Rejimden kaçanlar arasında işkence ya da hapis cezası görecekleri ülkelerine geri gönderilme korkusu yaşayanlar var.

Fotoğraf: imago/Future Image

"İran’da muhaliftim. İki kez tutuklandım, 64 kırbaç yedim. Sekiz ay hapis verdiler."

38 yaşındaki Hamed, altı yıldır Türkiye’de. İran’da yurttaş gazeteciliği yaparken rejim, peşine düşmüş. Şehir dışında olduğu bir gün babası arayıp polisin evi bastığını, bilgisayarını götürdüklerini söylemiş ve "Eve gelme" diyebilmiş. Hamed, o günden sonra evine dönmediğini, İran’da bir hafta saklandıktan sonra Türkiye’ye sığındığını anlatıyor. 

Mahmut KaçanFotoğraf: Privat

Göçün nedenleri farklı olsa da, İranlılar arasında siyasi sebepler ağırlıkta. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2019’da uluslararası koruma yani iltica başvurusu yapan İranlı sayısı 3 bin 558. Son dönemde İran’ı terk etmek zorunda kalanlar arasında, insan hakları aktivistleri, bloggerler, din değiştirenler ya da rejimle sorun yaşayan kadınlar çoğunlukta. Van Barosu’ndan avukat Mahmut Kaçan, "Afganlar genelde kişisel riskten çok, ülkedeki çatışma ortamından kaçar ama İranlılar rejimden kaçıyor" diyor. Sınır kapısından gelenler olduğu gibi düzensiz yollardan gelenler de var. Hamed, onlardan biri… 

"İran 'Bu adamı istiyoruz' dese, beni gönderirler"

"İran’dan muhalefet yapacağım diye çıktım ama Türkiye’de daha kötü sansür yapıyorum. Türkiye, İran için çalışıyor yani. ‘Bu adamı istiyoruz’ deseler bir hafta içinde beni gönderirler" diyen Hamed, gazeteci bir arkadaşı Türkiye’den İran’a gönderildiği ve şu an cezaevinde olduğu için artık daha çok korkuyor. Arkadaşının cezaevinden yazdığı mektupta, Türkiye’deki istihbaratın İran istihbaratıyla işbirliği sonucu geri gönderildiğini öne sürdüğünü anlatıyor. 20 yıl hapis cezasına çarptırılan arkadaşı şu an İran’ın başkenti Tahran’daki Evin Cezaevi’nde tutuklu. 

İranlı aktivist Nasibe Şemsai'nin iade edilmeme mücadelesi

04:06

This browser does not support the video element.

Avukat Mahmut Kaçan’a göre, İran’dan Türkiye’ye sığınanlar arasında "yüksek profilli" yani toplumda daha fazla etkinliği olan, ülke çapında tanınan ve dolayısıyla otoritelerin takip ettiği kişilerin geri gönderilme riski daha yüksek.

"Geldiğimden beri burada sustum"

Farhad da, siyasi sebeplerle Türkiye’ye sığınmış biri. Ülkesinde 10 yıl hapis cezası almış. Cezası onanmadan önce ülkeyi terk edebildiğini anlatıyor. "İnternette birkaç gruba kayıt olmuştum, oradaki insanları yakaladılar. İslam’a, hükümete karşı olunca hemen ceza veriyorlar. Cezalar da ağır cezalar. Mecbur kaçtım" diyor. Mecburen geldiğini anlatmak için kırık Türkçesiyle, "Sahte değiliz biz, şimdi geçsem sınırda gerçekten yakalıyorlar" diye ekliyor. Türkiye’den geri gönderilen tanıdığı İranlılar arasında hapishaneye girenler var. "Bir hareketim, konuşmam olsa tabii ki tehlikedeyim ama geldiğimden beri burada sustum" diyen Farhad’ın 13 yaşında bir çocuğu var ve geleceğinin belirsiz olması nedeniyle endişeli: "Valla ben İran’ı unutmuşum, İran’la işim bitmiş. Ama bilmiyorum geleceğimiz nedir."

"İltica başvuru süreci uzun ve muğlak"

Türkiye’de iltica başvurusu, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne yapılıyor. Ancak süreç oldukça uzun sürebiliyor. Avukat Kaçan, "Şimdi git, bir ya da iki yıl sonra gel" denilebildiğini ifade ediyor. "Uluslararası koruma, kayıt işlemiyle başlar ama etkin ve şeffaf bir süreç olmaması iltica sistemini zayıflatıyor. Kayıt işlemlerine kadar yasa dışı yaşıyorlar. Bu da sınır dışı riski getiriyor" diyor.

DW Türkçe’ye konuşan Uluslararası Af Örgütü İran’ın kıdemli kampanyacısı Nassim Papayianni de uluslararası koruma başvurularının yıllarca sürebildiğini dile getiriyor. Bazı kişilerin iltica başvurusu değerlendirilmeden İran’a dönmek zorunda kaldığı yönünde raporlara ulaştıklarını belirterek, "Türk yetkililerin bütün iltica taleplerini, insan hakları ihlalleri riskiyle karşı karşıya olan kişilere koruma sağlayan uluslararası insan hakları hukukuna uygun işleme koymadığı yönünde de raporlar edindik" diyor. İran’a geri gönderilenlerin keyfi gözaltı ve yargılanma riski ile karşı karşıya olduklarını dile getirerek, "Gözaltında işkence ve kötü muamele riski var. Hapis cezası varsa gönderildiklerinde cezaevine girebiliyorlar" diyor. Bu iddiaları sormak için ulaştığımız TBMM Göç ve Uyum Komisyonu üyelerinden cevap alamadığımız gibi İçişleri Bakanlığı'na yaptığımız bilgi edinme başvurumuza da haberin hazırlandığı süre içinde yanıt gelmedi.

Ayşegül KarpuzFotoğraf: Privat

İran’da işkence ve tecavüze maruz kalmış insan hakları aktivisti S., dönmesi halinde şiddet riskiyle karşı karşıya olanlardan… Türkiye’ye sığınan S. hakkında siyasi iltica talebi olmasına rağmen herhangi bir değerlendirme yapılmadan sınır dışı kararı verildi. S.'yi İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde ziyaret eden avukat Ayşegül Karpuz, kararın, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezası, işkence veya insanlık dışı muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanların sınır dışı edilmeyeceğini düzenleyen 55. maddesine aykırı olduğunu söylüyor.

Yunanistan'a kaçmak zorunda kalan siyasetçi

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği, Türkiye’de sığınmacıların kayıt altına alınması ve mülteci statüsünün belirlenmesi işlemlerini 2018’de Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne devretti. Mahmut Kaçan’ın müvekkilliğini yaptığı, siyasi nedenlerle Türkiye’ye gelen İranlı Kürt bir ailenin yaşadıkları, sistemin değişmesiyle ortaya çıkan mağduriyetlerden çarpıcı bir kesit sunuyor. BM tarafından mülteci olarak tanınan ailenin statüsü, Göç İdaresi tarafından iptal edilmiş. İran Kürdistan Demokrat Partisi üyesi babayla memurların görüşme sırasında "Kürdistan mı var" diye dalga geçildiğini aktaran avukat, "Bu nedenle ret gerekçesi sunulduğunu düşünüyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduk" diyor. İranlı siyasetçi, Türkiye’de mülteci statüsünü yitirdikten sonra düzensiz yollarla Yunanistan’a gitmek zorunda kalmış.

"İranlı kadın aktivist Avrupa’ya gitti"

İran’da başörtüsü zorunluluğuna karşı mücadele eden ve hakkında hapis kararı verilen aktivist Maryam Shariatmadari, Eylül ayında Denizli'de gözaltına alındı. Shariatmadari’nin sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezine götürülmesi kamuoyunda tepkiyle karşılandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı. DW Türkçe’nin edindiği bilgiye göre, İranlı aktivist bu olaydan sonra bir Avrupa ülkesine sığınma talebinde bulundu ve bu talebi kabul edildi. Denizli Baro Başkanı Müjdat İlhan, "Yoğun çaba sarf ettik. Yaşamsal sıkıntılar yaşayan gruplar konusunda daha hassas davranılmasını istiyoruz" diyor. 

Trans erkek: "Mecbur kaldım, mülteci oldum"

İran’dan kaçmak zorunda kalanlar arasında LGBTİ’ler de var. Trans erkek Amir, "Trans olduğum için çok sıkıntı yaşadım orada" diyor. Ailesi tarafından ölümle tehdit edilen Amir, altı sene önce yasal yollarla giriş yaptığı Türkiye’de yaşıyor. 16 yaşında din değiştirip Hristiyan olmuş. İdam cezası alabileceği uyarıları üzerine din hakkında konuşmayı bırakmış. Dönüşüm ameliyatlarını parası yetmediğinden tamamlayamadığı için erkek kimliği verilmediğini, bu durumun onun için sorun yarattığını anlatıyor. Ve halen, ailesi onu bulacak diye korkuyor.

"Bana beden olarak bir şey yapmadılar ama ruhsal olarak yıprandım. Ruhsal işkence yani… Mecbur kaldım, mülteci oldum."

* Bazı isimler, güvenlik gerekçesiyle değiştirilmiştir. 

 

Burcu Karakaş

© Deutsche Welle Türkçe

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik