1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Türkiye'den AİHM'ye ifade özgürlüğü vaadi

12 Temmuz 2011

Avrupa İnsan Hakları Komiserliği'nin Türkiye'de ifade ve medya özgürlüğü ile ilgili yayımladığı kapsamlı tarama raporunda önemli uyarılar yer aldı. Ankara ise ifade özgürlüğü alanının genişletileceği vaadinde bulundu.

Fotoğraf: picture-alliance/ dpa

Türkiye'deki ifade ve medya özgürlüğü ihlalleri konusunda son yıllarda Avrupa kurumları tarafından hazırlanmış en kapsamlı tarama raporu Avrupa İnsan Hakları Komiserliği tarafından Salı günü Strasbourg’da yayımlandı. Ankara, ifade ve medya özgürlüğü ihlallerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının Türkiye’de gerektiği gibi uygulanmamasından kaynakladığı tespitinde bulunan rapora gönderdiği yanıtta, ifade özgürlüğü alanının genişletileceği vaadinde bulundu.

Rapor, ifade ve medya özgürlüğü konusunda Türkiye’den son aylarda gelen yoğun şikayetler üzerine Avrupa Konseyi’ne bağlı görev yapan Avrupa İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammerberg tarafından hazırlandı. Rapor için bu yıl 27-29 Nisan tarihleri arasında Türkiye’yi ziyaret eden Hammerberg, ifade ve medya özgürlüğü önündeki en önemli engelin ardında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının Türk yargısı tarafından gerektiği gibi uygulanmaması ve AİHM kararlarının bugüne kadar Türk makamlarınca etkili biçimde ele alınmamasının yattığı sonucuna vardı.

Hammerberg, bu kapsamda Türk Anayasası, Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nda değişikliğe gidilmesi çağrısında bulundu. Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’nın 90’ıncı maddesine rağmen halen Türk yasalarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de dahil olmak üzere, ilgili uluslararası sözleşmelerle uyumluluğunu değerlendirme yetkisine sahip olmadığına dikkat çeken Hammerberg, bu durumun “karışıklığa yol açtığını” ve “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi standartlarının Türk mahkemelerinin içtihadına dahil edilmesinde gecikmelere neden olduğunu” kaydetti. Hammerberg, gündemde olan Anayasa değişikliğinin de tüm siyasi ve sivil aktörler dahil edilerek gerçekleştirilmesi çağrısında bulundu.

'Basın özgürlüğüne orantısız kısıtlama'

Avrupa İnsan Hakları Komiseri’nin raporunda, ifade ve medya özgürlüğü önündeki engellerin aynı zamanda Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nun bazı hükümlerinden kaynakladığı da belirtilerek, bu kanunlarda değişikliğe gidilmesi isteniyor. Raporda bu kanunlarla ilgili olarak, “Söz konusu kanunların hükümleri gazetecilerin, yayıncıların ve yayınevlerinin ifade özgürlüğü de dahil olmak üzere ifade özgürlüğünü orantısız bir biçimde kısıtlama amacıyla kullanılmıştır. Türkiye’nin bu kanunlarda şu ana kadar yaptığı değişiklikler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tespit ettiği çeşitli ifade özgürlüğü ihlallerinin kökünde yatan nedenlerin ortadan kaldırılması için yeterli olamamıştır” ifadeleri kullanılıyor.

Raporda, savcı ve hakimlerin aşırı kısıtlayıcı tutumlarının, ifade özgürlüğünün geliştirilmesi gayretlerinin önünde ciddi bir engel teşkil ettiği tespitine de yer verilip, “Mahkemeler ve savcılar, mevcut yasaları yorumlayıp uygularken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ifade özgürlüğüne ilişkin standartlarına ve orantılılık ilkesine gerekli saygıyı her zaman göstermiyorlar. Yetkililer gazetecilerin cezai sorumluluğunu değerlendirirken Türk hukuk sistemine özellikle de ifade edilenlerin gerçekliğini ispat ve kamu yararını ileri sürme hakkını dahil etmelidirler” görüşüne yer veriliyor.

'Sansürde ölçü aşılıyor'

Komiser Hammerberg, ceza davalarının aşırı uzun sürmesi ve gözaltı sürelerinin uzunluğunun, şüphelilerin soruşturma evresinde haklarındaki delillere erişimiyle ilgili sorunların ve savcıların ceza davası açmada kendilerini kısıtlamamalarının ifade özgürlüğünü olumsuz etkilediğini ve Türk basınında otosansüre neden olduğunu da belirtiyor. Rapora göre, Türkiye’de İnternet ve Radyo Televizyon Kanunlarının da acilen gözden geçirilmesi gerekiyor. İdari makamların internete sistematik sansür uygulamasının ve internet sitelerine erişimi engellemesinin “demokratik toplumda olması gereken ölçüleri aştığı” değerlendirmesinde bulunuluyor.

Raporda, Hrant Dink cinayeti örnek gösterilerek, şiddet ve sindirme eylemlerine karşı gazetecilerin korunmasına yönelik önlemler alınması çağrısı da yer alıyor. Komiser Hammerberg, başta araştırmacı gazeteciler olmak üzere pek çok gazetecinin güvencesiz çalışma koşulları dikkate alınarak medya çalışanlarının sosyal haklarının sistematik şekilde ihlaline son verilmesini istiyor.

Ankara: Değişim süreci devam edecek

Türk hükümeti ise rapora beklenmedik derecede öz ve net bir yanıt verdi. Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Avrupa İnsan Hakları Komiserliği’nin Strasbourg’daki merkezine iletilen yanıtta, Anayasa değişikliğinin TBMM gündeminde olduğu ve Türk hükümetinin ifade özgürlüğü alanını genişletmek konusunda kararlı olduğu dile getirildi. Türk hükümeti değişim sürecinin devam edeceği vaadinde de bulundu.

Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin en önemli organlarından olan Avrupa İnsan Hakları Komiserliği, insan hakları alanında Avrupa’nın devletlerarası referans organları arasında gösteriliyor. Avrupa İnsan Hakları Komiserliği’nin raporları AB tarafından da referans belge olarak kullanılıyor.

Fotoğraf: dpa - Bildfunk


© Deutsche Welle Türkçe


Kayhan Karaca/Strasbourg

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik

Bu konuda daha fazla içerik

Daha fazla içerik göster