Türkiye'nin ihracatındaki kan kaybı durdurulabilir mi?
19 Nisan 2026
İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndan petrol ve gaz sevkiyatının durması küresel ticarette büyük bir belirsizliğe neden oluyor. Kırılgan durumdaki ateşkesin devam edip etmeyeceği de belirsizliği besliyor.
Bu durum, bölgenin en güçlü ekonomilerinden olan Türkiye'nin dış ticaretine olumsuz yansıyor. Mart ayında Türkiye'nin ihracatı sert şekilde gerilerken, ithalatta ise sıçrama yaşandı.
DW Türkçe'ye konuşan iş dünyası temsilcileri, dış ticarette yaşanan kırılmanın derinleşmemesi için hükümetten üretimi ve ihracatı destekleyici adımlar bekliyor.
Küresel büyüme ve ticaret yavaşlayacak
İran savaşının ekonomi ve ticaret üzerindeki etkileri, savaş geride kalsa bile devam edecek. Savaş öncesinde 60 dolar seviyelerinde seyreden petrol fiyatları Mart ayında 120 dolara kadar çıkmıştı. Önce ABD-İran ateşkesi ardından İsrail-Lübnan ateşkesi sonrasında ise, petrol fiyatları 90 doların altına gerilemiş durumda.
Ticari alacak sigortası lideri Allianz Trade'in 2026'nın ilk çeyreğini içeren en yeni "Ekonomik Görünüm" raporuna göre, savaşın yarattığı yeni maliyet koşullarında, ABD ve Avrupa için daha düşük büyüme, daha yüksek enflasyon, artan mali baskı ve merkez bankaları açısından zorlu bir görünüm bekleniyor.
Raporda küresel büyümenin yarım puan düşüşle 2026'da yüzde 2,6 olacağı tahminine yer verilirken, ticaret büyümesinin ise yarım puan aşağı yönlü güncelleme sonrasında yüzde 1,5 seviyesinde kalabileceği kaydediliyor.
Dış açık 100 milyar dolara dayandı
Türkiye, bu çok yönlü krize dış ticaretindeki yapısal sorunlar ve zaten çok yüksek olan enflasyonla yakalandı. Savaş ortamı ve yarattığı belirsizlik, Türkiye'nin dış ticaret verilerine hızla yansıdı.
Ticaret Bakanlığı verilerine göre, ihracat 28 Şubat'ta başlayan savaşın ardından Mart ayında yıllık bazda yüzde 6,4 azalarak 21,9 milyar dolar oldu. Bu dönemde ithalat ise yüzde 8,4 gibi sert bir yükselişle 33,2 milyar dolara çıktı.
Böylelikle savaşın ilk ayında Türkiye'nin dış ticaret açığı 11,3 milyar dolar olarak geçekleşti ve geçen yıl aynı dönemine göre yüzde 56,6 artmış oldu. Dış ticaret açığı ilk 3 ayda 30 milyar dolara, son 12 ayda ise 100 milyar dolara dayandı.
Savaş bölgesine ihracat yüzde 40 düştü
Özellikle İsrail hariç, savaşın direkt etkilediği dokuz bölge ülkesinde ağır ihracat kayıpları yaşandı. Türkiye'nin yılda ortalama 10 milyar dolarlık ihracat yaptığı bu ülkelere olan ihracat Mart döneminde yüzde 40 düştü. İhracattaki düşüş Katar ve Bahreyn'de yüzde 80'e ulaşırken, Kuveyt'te yüzde 70, Umman'da yüzde 60, İran ve Irak'ta ise yüzde 30'u aşan ihracat kayıpları yaşandı.
Peki Türkiye ekonomisi, dış ticaretteki bu olumsuz tabloyu tersine çevirebilir mi?
"Türkiye'nin tedarik avantajı öne çıkabilir"
Türkiye genelinde 22 farklı sektörde 58 ihracatçı birliği çatısı altında 100 binden fazla ihracatçı şirketi temsil eden Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada, savaşın Türkiye'nin ihracatı üzerindeki olumsuz yansımalarını daha ilk ayda derinden yaşadıklarını söylüyor.
Savaşla birlikte enerji, lojistik ve hammadde maliyetlerinin artmaya başladığını anlatan TİM Başkanı Gültepe, "Sadece bir ayda bölge ülkelerine ihracatta 815 milyon dolarlık kaybımız var. Savaş uzadıkça bu kaybın daha da artacağını söyleyebilirim. Diğer taraftan savaşın uzaması durumunda lojistik maliyetlerindeki artışa paralel olarak Türkiye, yakından tedarik avantajıyla öne çıkabilir. Pandemi dönemi kadar olmasa da Asya'daki siparişlerin bir kısmı ülkemize gelebilir" diye konuşuyor.
"Ticaret diplomasisini artıracağız"
TİM verilerine göre, Türkiye 2025 yılında en çok ihracatı 19,8 milyar dolar ile Almanya'ya gerçekleştirdi. Almanya'yı 14,2 milyar dolar ile Birleşik Krallık (İngiltere) izledi.
Hükümet, 2025 sonunda toplam 273,4 milyar dolar olan ihracatın 2026 sonunda 282 milyar dolara çıkarılmasını hedefliyor. Ancak İran savaşı sonrasında oluşan yeni konjonktürde bu hedefe ulaşmak hiç kolay olmayacak.
Önümüzdeki aylarda ihracattaki kan kaybını durdurmak ve artışa geçmek için öncelikli olarak güçlü oldukları Avrupa pazarına önem vereceklerini, bunun yanı sıra Ortadoğu, ABD, Afrika, Uzak Doğu ve Latin Amerika gibi pazarlara daha fazla açılmayı hedeflediklerini kaydeden Mustafa Gültepe, "Bu bölgelerde ticaret diplomasisi faaliyetlerini artırarak, yeni iş birlikleri ve uzun vadeli ticari ilişkiler kurmayı önemsiyoruz. Son dört yıldır heyet programlarına çok daha fazla ağırlık veriyoruz. Bu yıl 200'ü aşkın heyet düzenleyeceğiz" diye konuşuyor.
IMF büyüme beklentisini düşürdü
Uluslararası Para Fonu (IMF) Nisan 2026 Dünya Ekonomik Görünüm raporunda, İran savaşının yarattığı etkiler çerçevesinde Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerini düşürdü. Buna göre Türkiye için büyüme beklentisi, Ocak 2026 tahminine kıyasla 0,8 puan düşürülerek Ocak ayında açıklanan yüzde 4,2'den yüzde 3,4'e çekildi.
Bu revizyonda 2025 yılındaki büyümenin beklentilerin altında kalması ile yükselen petrol ve doğal gaz fiyatlarının ekonomi üzerindeki baskısının etkili olduğu kaydedildi. IMF raporuna göre, Türkiye ekonomisi için daha önce yüzde 4,1 olarak tahmin edilen 2027 büyümesi de yüzde 3,5'e düşürüldü.
"Savaşın kalıcı ve yapısal sonuçları olacak"
31 federasyon ve 340 üye dernek üzerinden 100 bine yakın şirketi temsil eden Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Süleyman Sönmez, gelişmelerin İran savaşının "kalıcı ve yapısal" sonuçları olacağını gösterdiğini belirtiyor.
DW Türkçe'ye konuşan TÜRKONFED Başkanı Sönmez, artık enerji kaynaklarındaki çeşitlendirmenin ihracatta rekabetçiliğin önkoşulu haline geldiğini söylüyor.
Türkiye'nin yıllık ortalama 65 milyar dolarlık enerji ithalat faturası olduğuna işaret eden Sönmez, "Petrolde her 10 dolarlık artış cari açığımıza 4,5 ila 5 milyar dolar ek yük bindiriyor. Kısa vadede, ihracatçının enerji maliyeti baskısını hafifletecek acil tedbirler gerekiyor" diyor.
Sönmez bu "acil tedbirleri" ise şöyle sıralıyor: "Dahilde İşleme İzin Belgesi sürelerinin uzatılması, limanlarda bekleyen konteynerlerin ardiye ücretlerinin düşürülmesi ve ihracat kredi mekanizmalarının genişletilmesi."
"Türkiye'nin köprü konumu değer kazanıyor"
Bununla birlikte küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığını, bu durumun Türkiye için bir fırsat yaratabileceğini vurgulayan Sönmez'e göre, Türkiye'nin Avrupa ile Asya arasındaki köprü konumu, her krizde yeniden değer kazanıyor. TÜRKONFED Başkanı, kısa vadede dış ticaret dengesini yeniden oluşturmak ve ihracatı artırmak için Türkiye'nin önünde bir fırsat olduğunu vurguluyor.
Sönmez, şu görüşleri dile getiriyor:
"Savaş sonrasında yakından tedarik ve dost-müttefik ülkelerden tedarik hızlanıyor ve bu Türkiye için büyük bir fırsat. Türkiye'nin Avrupa ile Asya arasındaki köprü konumu, her krizde yeniden değer kazanıyor. Ceyhan Limanı üzerinden Irak-Kerkük petrolünün ihracatına başlanması, bu coğrafi avantajın en taze kanıtı."