1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Tarihçi Fitzpatrick: Clinton'ın avantajı tecrübesi

1 Ekim 2016

ABD'de şimdiye dek 200'den fazla kadın başkanlık için yarıştı ancak başarılı olamadı. Tarihçi Ellen Fitzpatrick'e göre Hillary Clinton bugüne dek yarışan bütün kadın adaylardan daha fazla tecrübeye sahip.

USA Presidentschaftsdebatte - Donald Trump und Hilary Clinton
Fotoğraf: Getty Images/AFP/T. A. Clary

DW: Amerikan başkanları ve kadın politikacılar hakkında geniş bir literatür bulunuyor. Ancak aynı şeyi kadın başkan adayları için söylemek mümkün değil. Bunun sebebi nedir?

Ellen Fitzpatrick: Evet, kadınlar ve politika üzerine geniş bir literatür bulmak mümkün. Şu ana kadar başkanlık yarışını kazanan bir kadın olmadığı için kadın adaylar tarihçiler için cazip bir konu olmadı. Aynı şekilde kadın tarihçiler de kadınlar bu alanda çok önemli bir rol oynamadığı için ABD başkanları konusuna daha az ilgi gösterdi.

DW: İlk kadın başkan adayı 1872’de ‘’Eşit Haklar Partisi’’ için mücadele eden Victoria Woodhull olmuştu. Woodhull kadınların seçme ve seçilme hakkının bulunmadığı bir dönemde adaylığını koydu. Woodhull’un karşı karşıya kaldığı düşmanlık günümüz dünyasında kadınların politikada karşılaştığı zorluklardan ne kadar farklı?

Ellen FitzpatrickFotoğraf: Tony Rinaldo

Ellen Fitzpatrick: Woodhull’un karşılaştığı zorluklar günümüzde kadın adayların karşılaştığı zorluklardan kat kat fazlaydı. Sizin de belirttiğiniz gibi kadınların seçme hakkının dahi bulunmadığı bir dönemde başkanlık yarışına dâhil olmuştu. Yani Woodhull kendisi için oy kullanamıyordu, ancak ‘’bana oyunuzu verebilirsiniz’’ dedi. 

Aynı zamanda iç savaş sonrası dönemde Kongre'de anayasanın vatandaşlık ve Afro-Amerikan erkeklerin oy kullanma hakkını düzenleyen 14. ve 15. maddelere ilişkin hararetli tartışmaların yürütüldüğü bir dönemde aday olmuştu.

Kadınların oy kullanma hakkını savunanlar bu adaylığı kadınların siyasal hakları için taleplerini ifade etmek üzere kullandılar. Bu gerçekleşmedi. Ancak önemli tartışmalar gündeme gelmeye başladı. Aynı zamanda Woodhull’un adaylığı kadın başkan fikri üzerine de önemli tartışmalar başlattı. Bu fikir oldukça fazla merak uyandırdı. Birçok kişinin kafası karışmış görünüyordu ve bazıları bu fikri doğrudan reddetse de neredeyse bir asır sonra Margaret Chase Smith başkan adayı olduğunda basının kullandığı açık cinsiyetçi dilden daha örtülü bir cinsiyetçilikle karşı karşıya kaldı.

DW: Peki, kadın başkan adaylarının karşı karşıya kaldığı cinsiyetçilik zaman içinde nasıl bir değişim gösterdi?

Ellen Fitzpatrick: Amerikalılar genel olarak bir kadın başkana karşı olmadıklarını ifade ettiklerinden cinsiyetçilik de daha az görünür hale geldi diyebiliriz. Ancak birçok Amerikalı cinsiyetle alakalı olmaksızın Clinton özelinde konuya o kadar da hevesli yaklaşmadığını belirtiyor.

Aynı zamanda geçmişin yankılarını da görmek mümkün. Örneğin Trump, Clinton’ın başkanlığın gerektirdiği direnç, kuvvet, enerji ve hatta sağlığa sahip olmadığına yönelik imalarda bulundu. Tabii benzeri yorumlar Margaret Chase Smith 1964’te aday olduğunda da söylenmiş, hatta kimi yorumcular ve vatandaşlar bunun Smith'in doğası gereği niteliksiz olan cinsiyetinden kaynaklandığını söylemekten çekinmemişti.

DW: Cinsiyetçilik başkanlık yarışına giren kadınların karşılaştığı tek engel değil. Hillary Clinton’ın karşı karşıya kaldığı güçlükler kendinden önceki kadın başkan adayların karşılaştıkları zorluklardan ne ölçüde ayrılıyor ya da benzeşiyor?

Ellen Fitzpatrick: Clinton'da dikkat çeken kendinden önceki kadın adayların karşılaştıkları büyük engelleri şu an kampanyasında eleştirilere konu olan bir biçimde aşmış olması.

Kadınların önündeki en büyük engellerden biri etkili ulusal seçim kampanyaları yürütmek için gerekli finansal güçten yoksun olmalarıydı. Bugün ABD’de bu kampanyalar milyonlarca dolara mal oluyor. Clinton’dan önceki hiçbir kadın aday bu kadar para toplayamamıştı. Clinton bunu başardı, ancak büyük meblağlara ve varlıklı bağışçılara bağımlı olması da oldukça fazla eleştirildi.

Dahası, anketler seçmenin kadın bir başkana ve kadınların başkan adayı olarak başarılı olamamasına ilişkin yaygın bir şüphe olduğunu gösterdi. Ki bu başkan adaylarının başarısızlığı da büyük siyasi partilerin bu adaylara finansal destek vermekte tereddüt etmesinin başlıca nedenlerinden birini oluşturdu.

Partilerin önde gelenlerinin haliyle bir kadının başkanlık yarışını kazanabileceğine dair şüpheleri vardı, sonuçta şu ana kadar hiçbir kadın aday yarışı kazanamamıştı ve büyük partiler kadın adaylara desteklerini sunma konusunda tereddüt ediyorlardı.

Clinton parti elitlerinin desteğini kazandı ancak rakipleri de onu fazla çok fazla gizli bilgiye sahip olduğu gerekçesiyle karaladı. Cllinton’ın önemli avantajı, ulusal politikada Amerikan tarihinde hiçbir kadın başkan adayının sahip olmadığı tecrübeye sahip olması. Nitekim, Clinton önce first lady olarak, sonra senatör, 2008’de başkan adayı, son olarak ise Dışişleri Bakanlığı görevinde olmak üzere uzun yıllar boyunca ulusal politika sahnesinde boy gösterdi. Ne var ki bu dönem aynı zamanda Clinton’ın rakiplerine onun politik geçmişinde yaptığı hataları kullanma fırsatı vermiş oldu.

DW: Woodhull, Smith ve Chisholm gibi kadınlar Clinton’ın adaylığının ve başarısının temellerini ne ölçüde hazırlamış oldu?

Ellen Fitzpatrick: Clinton'ın seleflerinin tarihi Amerikan başkanı olma hedefi olan kadınların nelerle mücadele etmek zorunda kaldığını gösteriyor. ABD’yi tamamen değiştiren 20. yüzyıldaki kapsamlı toplumsal ve siyasal hareketler sayesinde aşılmaz sanılan engeller yıkıldı.

Clinton'dan önce gelenlerin başkanlık adaylıkları işte bu tarihi anlardan ve bu anlarda yaşanan gerilimlerden beslenerek ortaya çıktı. Yani tarihi değişimlerin ışığında bir ilerleme kaydedildi tabii. Her ne kadar bazı engeller hala devam ediyor olsa da Clinton çok daha fazla değişime uğramış bir siyasal atmosfer içinde. Yine de kendisinden önceki adayların karşı karşıya kaldığı bazı engellerin yansımalarını onun da yaşadığını görebiliyoruz.

DW: Peki, artık sonunda bir kadının ABD başkanı olabileceği bir zamana ulaştık mı?

Ellen Fitzpatrick: Kesinlikle. Bence bu mümkün. Ancak ben tarihçiyim ve size ancak geçmişte ne olup bittiğini söyleyebilirim, geleceği tahmin edemem. 

Ellen Fitzpatrick New Hampshire Üniversitesi'nde profesör.

 

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik