1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

TBMM Yenidoğan Çetesi raporunda denetim eksikliği vurgusu

19 Ocak 2026

TBMM Araştırma Komisyonu "Yenidoğan Çetesi"ne ilişkin raporu tamamladı. Raporda, yenidoğan ünitelerindeki denetimlerin yetersiz olduğu vurgulandı.

Yeni doğmuş bir bebeğin ayakları görülüyor
Yenidoğan Çetesi skandalı sonrasında kurulan TBMM Araştırma Komisyonu raporunu tamamladıFotoğraf: Fabian Strauch/dpa/picture alliance

İstanbul ve Tekirdağ'da bazı özel hastanelerin yenidoğan ünitelerinde Sağlık Bakanlığı'ndan ödeme alabilmek için uyguladıkları yanlış tedaviler ile bebeklerin ölümüne neden oldukları öne sürülen "Yenidoğan Çetesi" üyelerinin yargılanması sürerken, TBMM Araştırma Komisyonu raporunu tamamladı. TBMM Meclis Başkanlığı'na sunulan raporda "tavizsiz ve şeffaf" denetim yetersizliğine vurgu yapılarak, denetimlerin önemine dikkat çekildi.

"Bazı özel sağlık kuruluşlarında yaşanan bebek ölümlerinin tüm yönleriyle araştırılması" amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'nun 455 sayfalık raporunda özel sağlık kuruluşlarındaki yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde çok sayıda yapısal sorun tespit edildi.

Mevzuat yetersiz

101 önerinin sıralandığı raporda yenidoğan ve yoğun bakım üniteleri ile ilgili mevzuatın yetersiz olduğu ve güncellenmesi gerektiği vurgulandı. Bununla birlikte acil sağlık hizmeti yönetmeliğinin çağa uygun olmadığı belirtilerek, "Sağlık sistemindeki yapısal değişiklikler, teknolojik gelişmeler ve afet/acil durumlara müdahaleye yönelik güncel ihtiyaçlar karşısında yetersiz kalmaktadır. Mevcut yönetmelik, hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinin günümüzdeki dinamik yapısını ve sahadaki uygulama gerekliliklerini tam olarak karşılayamamaktadır" denildi.

"Riskli gebeliklerin anne ve bebek sağlığına olumsuz etkileri, gebelikte dikkat edilmesi gereken tehlike işaretleri, sık gebeliklerin önlenmesi ve evlilik öncesi danışmanlık" gibi konularda bilinçlendirmenin eksik olduğu kaydedilen raporda, annelerin yeterli bilgileri edinemedikleri aktarıldı. Sorunlu gebelikleri önlemek için akraba evliliklerine dair bilgilendirmelerin yapılmasının önemine de raporda yer verildi.

"Şeffaf denetim sistemi oluşturulmalı"

Özellikle İstanbul ve Tekirdağ'daki özel hastanelerde bebek ölümleri yaşandığı ve 112 personeli ile anlaşılarak hastaların özele yönlendirildiğine dair iddialara atıf yapılan raporda, "İl sağlık müdürlükleri tarafından düzenli olarak yapılan denetimlere rağmen bazı usulsüzlüklerin önlenemediği göz önüne alınarak, tavizsiz ve şeffaf bir denetim sistemi oluşturulmalıdır" ifadesi kullanıldı. Denetimlerin ardından caydırıcı yaptırımların olmadığı da belirtilen raporda, nicel denetim yapıldığı niteliksel ölçütlere bakılmadığı vurgulandı.

Denetimlerle birlikte kamu hastanelerinin önemine de atıf yapılan raporda, "Özellikle kamu ve üniversite hastanelerinde yoğun bakım yatak sayılarının artırılması ve nitelikli personel istihdamı ile birlikte kamu hizmet gücünün etkinliği daha da artırılmalıdır" önerisi de getirildi.

Yenidoğan taşımaları için özel donanımlı ambulansların yetersiz olduğu belirtilerek, özel ambulansların 112 sistemiyle uyumlu çalışmadığı ve hastaları yönlendirmelerine dair bir denetim olmadığı da kaydedildi.

TBMM Araştırma Komisyonu raporu, Genel Kurul'un gündemine de gelecekFotoğraf: DHA

Eğitim programları eksik

Yoğun bakım birimlerinde görev yapan hekim ve hemşireler için enfeksiyon kontrolü, hasta güvenliği, etik karar verme süreçleri ve acil müdahale protokolleri gibi konuları içeren düzenli ve zorunlu eğitim programları uygulanması gerektiği belirtilen Araştırma Komisyonu raporunda, bu eğitimlerin Bakanlık tarafından akredite edilen kuruluşlarca verilmesi gerektiği belirtildi.

Raporda ülkedeki "yenidoğan uzmanı" (neonatolog) ve çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı sayısının yetersiz olduğuna da dikkat çekildi. Bu alanların tercih edilmesinin önemine vurgu yapılarak, "teşvik edici akademik ve yapısal mekanizmaların hayata geçirilmesi elzemdir" denildi. Aynı şekilde yenidoğan hemşiresi yetersizliğine de vurgu yapılarak, hemşirelere mesleki teşvik sistemi kurulması da önerildi.

İstanbul, Gaziantep ve Şanlıurfa illerinde yenidoğan sağlığı göstergelerinin olumsuz olduğu tespiti yapılan raporda, "Bu illerde önleyici sağlık politikalarının daha ivedilikle ve yoğun biçimde uygulanması gerekmektedir" ifadesine yer verildi.

"Yenidoğan ölümleri düşmeli, hedef binde 4"

Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde ölüm oranlarının "klinik altyapı," "insan gücü" ve "bölgesel farklılıklara" bağlı olarak yüzde 2 ila yüzde 10 arasında değişkenlik gösterdiği tespitine yer verilen raporda, "Hedef; ulusal neonatal mortalite oranının 1000 canlı doğumda 4'e düşürülmesi ve bölgeler arası farkların azaltılması olmalıdır. Bu hedefe ulaşabilmek adına standart mortalite verilerinin düzenli olarak analiz edilmesi önem arz etmektedir" denildi. Bebek ölümlerinin yüksek olduğu illerde anne takiplerinin de yetersiz olduğu ve takip sisteminin de gözden geçirilmesi gerektiği kaydedildi.

Türkiye'de son 15 yılda kuvöz sayısında yaklaşık beş kat artış sağlanmış olsa da cihazların yetersiz ve eski olduğu tespiti de dikkat çekti. Raporda, "Yoğun bakım donanımı bölgesel değişiklikler olmakla beraber yeterlidir, ancak mevcut cihazlar arasında eski ve işlevini yitirmiş olanların tespiti ve modernizasyonu gerekmektedir. Donanım ihtiyaçları; hasta yoğunluğu, yatış süresi ve hastalık şiddeti gibi parametrelere göre belirlenmelidir" önerisi de dile getirildi.

CHP, İYİ Parti ve DEM Parti tarafından rapora ilişkin yazılan muhalefet şerhlerinde de sağlık sisteminin ticarileşmesinin sancılarının yaşandığı belirtildi. Şerhlerde sağlık sistemine dair bazı tespitler yapılsa da "Bebek ölümleri neden gerçekleşti?" sorusuna net yanıt verilemediği temel sorunun sağlık sistemindeki çöküşten kaynaklandığı ifade ediliyor.

Ne olmuştu?

İstanbul ve Tekirdağ'da faaliyet gösteren 19 özel hastanenin 112 Acil Çağrı Merkezi'ndeki isimlerle anlaşarak yeni doğmuş bebek hastaları anlaşmalı hastanelere götürdükleri, bu hastanelerdeki yetersiz şartlarda bazı bebeklerin hayatını kaybettiği ve buna rağmen sahte rapor ve kayıtlar ile günlerce yoğun bakımda kalmış gibi işlem yapılarak Sağlık Bakanlığı'ndan ödeme aldıkları iddia ediliyor. Yetersiz bakım nedeniyle bazı bebeklerin kalıcı hastalıkları olduğu da iddialar arasında.

"Yenidoğan Çetesi"nin lideri olmakla suçlanan Fırat Sarı ve İlker Gönen'in İstanbul'daki dokuz özel hastanenin yenidoğan yoğun bakım üniteleri ile anlaştığı ve bu üniteler aracılığıyla kara para akladığı iddianamede yer alıyor. Soruşturma devam ederken iddianamede adı geçen 19 özel hastaneden 10'u Bakanlık tarafından kapatıldı.

Hâlâ devam eden yargılamada örgüt lideri Fırat Sarı ve İlker Gönen için 10 kez "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi," "suç işlemek amacıyla örgüt kurma," "nitelikli dolandırıcılık" ve 11 kez uygulanmak üzere "resmi belgede sahtecilik" suçlarından toplamda 177 yıldan 582 yıla kadar hapis cezası istendi. Sanık İlker Gönen, 2025 yılı Şubat ayında cezaevinde intihar ederek yaşamına son vermişti.

İddianamede doktor, hemşire, sağlık çalışanı ve 112 personeli 47 sanık bulunuyor.

 

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği