1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Yahudi lobisi ABD'de ne kadar etkili?

Christina Bergmann / Washington8 Mayıs 2008

Yahudi lobisinin Amerikan dış politikası üzerindeki etkisine dair tartışmalar, İsrail'in 60'ıncı kuruluş yıldönümü vesilesiyle yeniden alevlendi. Washington'dan Christina Bergmann, konuyu çeşitli boyutlarıyla araştırdı.

ABD'deki İsrail lobisinin faaliyetleri, John Mearsheimer ve Stephen Walt'un "İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası" kitabında yoğun şekilde eleştiriliyor
ABD'deki İsrail lobisinin faaliyetleri, John Mearsheimer ve Stephen Walt'un "İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası" kitabında yoğun şekilde eleştiriliyor

İbranî takvimine göre 8 Mayıs, Miladî takvime göre ise 14 Mayıs'ta kuruluşunun 60'ıncı yılını kut olan İsrail, uluslararası arenadaki en büyük desteği ABD'den görüyor. BM Güvenlik Konseyi'nin veto yetkisine sahip beş daimi üyesinden biri olan ABD, İsrail'ın Filistinlilere yönelik eylemlerini sert bir şekilde kınayan karar tasarılarını sürekli veto ediyor, Amerikan Kongresi ise sık sık İsrail'in politikalarını destekleyen kararlar alıyor. İsrail'in güvenliğinin, Washington'un da çıkarlarına olduğunu beyan etmek, her Amerikan Başkanı'nın göreve gelir gelmez yaptığı geleneksel açıklamaların başında geliyor. Bazı çevrelerse Beyaz Saray'ın bu tutumunda ülke çıkarlarından ziyade ABD'de son derece güçlü olan Yahudi lobisinin yaptığı baskının etkili olduğunu savunuyor.

Lobicilik = apple pie!

Amerikan toplumunda elmalı tart kadar yaygın ve doğal olan lobiciliğin, göründüğü kadar şeffaf olmadığını iddia edenler varFotoğraf: dpa

Amerikalı haham Andrew Baker'e göre bu ülkede "lobicilik" tıpkı "apple pie" olarak adlandırılan elmalı tart kadar yaygın. Çünkü farklı çıkar gruplarının, Amerikan Kongresi'nde kendi davaları için taraftar bulmaya çalışmaları, Amerikan Anayasası ile kesinlikle bağdaşıyor; bu nedenle de lobiler çalışmalarını herkesin gözü önünde sürdürüyor. Baker, “lobicilik, insanların öyle gizli kapaklı yaptıkları bir iş değil. Son derece açık ve legal şekilde olan bu faaliyetler teşvik bile ediliyor" diyerek, bu çalışmaların her yönüyle şeffaf olduğunu belirtiyor.

Amerikan Yahudi Komitesi'nin faaliyetleri

Amerikan Yahudi Komitesi (AJC) 1906 yılında kurulduFotoğraf: picture-alliance / dpa

Çeşitli ekonomik ve siyasi çıkarlar güden Amerikalı lobi gruplarının yanısıra Washington'la ilişkilerini düzeltmek veya daha da geliştirmek isteyene ülkeler de lobicilik faaliyetlerinde bulunuyor. ABD'deki en güçlü lobinin Yahudi lobisi olduğu noktasında gerek Amerikalı gerekse uluslararası gözlemciler hemfikir. Amerikan Yahudi Komitesi (AJC) ülkedeki en etkili lobilerin başında geliyor. Amaçlarının, İsrail ile ABD arasındaki ilişkilerde mevcut yakınlığı daha da geliştirmek olduğunu belirten komitenin direktörü David Harris, bu faaliyetleri için İsrail devletinden herhangi bir maddi destek görmediklerini vurguluyor.

Amerikan Yahudi Komitesi'nin Dış İlişikiler Direktörlüğü görevini de yürüten haham Andrew Baker ise kendilerinin, İsrail'in ABD'deki çıkarlarını savunmak gibi bir misyon üstlenmediklerini belirtiyor. Baker, “İsrail'in çıkarları doğrutusunda hareket edilmesinin gerekliliğine inanan çok sayıda Amerikalı var. Bu noktada biz sık sık şunu dile getiriyoruz: Biz İsrail'in lobisi değil, İsrail yanlısı bir lobiyiz" diyerek, tanımlamaların doğru yapılmasının önemini vurguluyor.

En büyük Yahudi lobisi: AIPAC

Pro-İsrail lobisi, amaçlarını "İsrail'in güvenliğinin ABD'nin yardımıyla güvence altına alınması" olarak tanımlıyor

Ülkedeki en büyük Yahudi lobisi ise 100 binin üzerinde üye sayısı bulunan ve "Amerikan Pro-İsrail Lobisi" olarak da adlandırılan Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi AIPAC. ABD'de lobicilik faaliyeti yapan Yahudi kuruluşlarının çatı örgütü olarak da nitelendirilen AIPAC, internet sitesinde temel amacını "Amerikan desteğinin devam etmesini sağlamak suretiyle İsrail'in güvenliğini teminat altına almak" şeklinde tanımlıyor. Yine sitede yeralan bilgilere göre Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi, İsrail'i doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren yılda ortalama 100 yasa taslağının hazırlanması ya da siyasi girişimde bulunulmasında etkili oluyor.

"İsrail yanlısı değil, İsrail devletinin lobisi"

Ancak Yahudi lobisinin bu etkinliğine eleştirel bakanlar da yok değil. "İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası" adlı kitabın yazarları John Mearsheimer ve Stephen Walt, AIPAC'in sadece "İsrail yanlısı" değil, düpedüz "İsrail'in lobisi" olduğunu iddia ediyor. Her iki yazar da "apple pie" teorisine katılıyor; yani lobiciliğin, Amerika'da son derece yaygın, yasal zeminleri olan ve açıktan açığa yapılan bir faaliyet olduğunu kabul ediyor.

"İsrail karşıtı politikacıların şansı yok"

"İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası"adlı kitabın yazarlarından John Mearsheimer ilginç iddialar ortaya atıyorFotoğraf: presse

Ancak, kitapta, İsrail lobisinin, sadece İsrail devleti ile ABD arasındaki ilişkilerin geliştirmesini amaçlamadığını, aynı zamanda Amerikan Kongresi ve hükümet üyeleri arasında mümkün olduğunca İsrail yanlısı politikacının yeralması için çalıştığı savunuluyor. John Mearsheimer, bu faaliyetlerin, maksadını aştığı görüşünde: “İsrail-Amrerikan ilişkilerine dair kamuoyundaki tartışmalar da bu lobi tarafından yönlendiriliyor. Bunun sonucunda, İsrail konusu kamuoyunda çok sınırlı bir şekilde gündeme geliyor. Yani Avrupa'daki durumun tam tersi sözkonusu. Amerikan medyasında, İsrail ile olan ilişkileri eleştirmek hemen hemen imkansız."

Irak, Yahudi lobisinin baskısıyla mı işgal edildi?

ABD'nin Irak işgaline, neo-muhafazakarların baskıları sonucu karar verdiği iddia ediliyorFotoğraf: AP

Buna benzer daha pek çok görüşün yeraldığı kitabın yayınlanmasıyla birlikte John Mearsheimer ve Stephen Walt yoğun tepkilerle karşılaşmış olsa da ikili, Yahudi lobisine yönelik eleştirilerini sürdürdü. İsrail karşıtı bir tutum benimseyen politikacıların değil seçilmek, aday dahi olamayacağını savunan Mearsheimer, "Yahudi lobisinin bir parçası olarak" nitelendirdikleri neo-muhafazakârların baskısının, Irak'ın işgaliyle sonuçlandığını da iddia ediyor ve ekiliyor: “İsrail lobisinin Irak savaşını tek başına çıkarttığını iddia etmek elbette saçma olur. Ancak bizim argümanımız şu: Bu lobi, Irak'ın işgal edilmesiyle sonuçlanan karar sürecinin arkasındaki itici hatta belirleyici güç olmuştur."

"ABD'nin İsrail politikası değişmez"

Mearsheimer'a göre, Beyaz Saray'ın yeni patronu kim olursa olsun, ABD'nin İsrail politikası kesinlikle değişmeyecek: “Hiçbir Amerikan Başkanı İsrail'e baskı yapamaz. Bunun nedeni de İsrail lobisidir. Bush ve halefinin baskı yapmaması ise İsrail'in Yahudi yerleşim birimlerini genişletmesi ve Batı Şeria'da kalmaya devam etmesi demek. Bu durumda Ortaodoğu'da bir barış anlaşması imzalanması imkansız."

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği